Anasayfa
 
Hakkımızda
 
Türkiye
 
Özbekistan
 
Etkinlikler
 
Emir Timur Vakfı
 
İş Dünyası
 
Güzel Türkistan Dergisi
 
Vize Hizmetlerimiz
 
Sözlükler
 
Makaleler
 
Altın Miras Kütüphanesi
 
Türk Dünyası Radyo ve TV
 
Altın Miras Grup
 
Ziyaretçi Defteri
 
Özbekistan Turizm Rehberi
 
Linkler
 
İletişim
 
WEBMAIL
 
ARŞİV
 
ANASAYFA Reklam
 
 
Altın Haberler
 
ZİYARETÇİ DEFTERİ
OKU | YAZ
Makaleler
 

BAŞKENT “TAŞKENT” KURULUŞUNUN 2200'ÜNCÜ YILDÖNÜMÜNÜNE HAZIRLANIYOR

                                                                               Süleyman MERDANOĞLU*

Taşkent vadisi, Tanri Dağlan'ının batı taraflarında bulunan Çirçik nehri boyunca uzanır. Arkeologlar, şehrin tarihini M.Ö.4. ve 3. asra kadar götürmektedirler.  Sakalar, Sasaniler ve Eftalitlerden sonra, M.S. 7. Yüzyilda Çirçik'in verimli vadisi Sogd'lu yerleşikler ile Türki göçebeler arasindaki ticaretin odağı haline geldi. 751'de burayi istila eden Çinli askerler Çaç şehrinin hakimini öldürmüsler, bunun üzerine harekete geçen Arap ordusu Çinlileri Talas'ta mağlup etmistir. Böylelikle, bölgede İslam hakimiyeti kurulmustur. Şehir daha sonraları; Şaş, Şaşkent ve Binkent isimlerini almıştır. Şehir ilk kez 11. yüzyıl dolaylarında Biruni ve Kaşgarlı Mahmut'un yazılı metinlerinde Taşkent adıyla anılmıştır.

751 yılında Araplar tarafından ele geçirilen kent, İpek Yolu güzergahı üzerinde önemli bir nokta olmuştur.

9 ve 10. yüzyıllarda Samani Devleti topraklarında yer alan şehir, 10. yüzyıl sonlarından 13. yüzyıl başlarına kadar Karahanlılar Devleti sınırları içinde olmuştur.

Mogol istilasi buraya 1219 yilında ulastı. Ama bundan beş yil once, şehir Harezmsahlar tarafindan işgal edilmişti.14. ve 15. yüzyillarda, Timur ve Timuriler zamaninda şehir yeniden canlanmaya basladi, şehrin en eski binalan bu dönemde inşa edildi.Bunu takip eden asir boyunca, Ozbekler, Kazaklar, İranlılar, Mogol kökenli Oyratlar ve Kalmiklar şehre sahip olmak için mücadele ettiler.

16. yüzyılın ikinci yarısında Buhara Hanlığı tarafından ele geçirilen şehir, 17 - 18. yüzyıllarda Kazak ve Kalmıklar'ın denetine geçmiş, 1809 yılında Kokand Hanlığı topraklarına katılmıştır. 18. yüzyılda Rusya ile gelişmekte olan ticaret şehrin gelismesine yol aşmış, 4 mahalle ve 1 büyuk pazar meydana gelmiştir. 1780'de Şeyhantur mahallesinin hakimi Yunus Hoca, diger 119 mahalleyi (Kukçe, Sibzar ve Beş Ağaç) ele geçirerek şehirdeki iç çatismaya son verdi. Yunus Hoca, Kazak saldırılaını da durdurmayi başarmis, fakat onun oğlu zamaninda, 1809'da şehir Kokand hanının eline geçmistir. Ruslar surekli ilerleyerek 1864'te Taskent'e kadar gelmişlerdi. Bu tarihte şehirde yüz bin nüfus yaşamakta olup, 300 camii bulunmaktaydi.

General Mihail Cernayev'in ilk saldirisi geri püskurtuldu.1865 Mayis ayında Çernayev yeniden şehre doğru ilerledi. Onun 1900 adamina karşılık şehirde 30 bin kişi savunma yapmaktaydi.14 Haziran'da Ruslar şehrin 12 kapısından birini ele geçirdiler.İki gün süren savaştan sonra şehrin ileri gelenleri Taşkent'i tahrip olmaktan kurtarmak için antlaşma yaptılar .Çarnayev sadece 25 adamını kaybetmişti. 1867'e Çernayev'in yerine General Konstantin Kaufman Türkistan Genel Valisi olarak atandı. 1899 yılında hizmete alınan Taşkent-Orenburg demiryolu ile şehir Orta Asya'nın en önemli ticari geçiş noktası haline gelen şehir, Kasım 1917'de Sovyet denetimine girmiş, 1918 Nisan'ında Taşkent Türkistan Otonom Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinin başkenti olmuştur.

Taşkent Şehri

1924 yılında kurulan Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti topraklarına dahil olan Taşkent 1930 yılında bu cumhuriyetin başkenti olmuştur.(Bundan önce Semerkant başkent idi). Özellikle savaş yıIlarında (1941-45) Rus yerleşimciler şehre akmaya başlamış ve şehrin nüfusu bir milyona ulaşmıştır.

1966 yılında yaşanan yıkıcı depremin ardından kent büyük ölçüde yeniden inşa edilmiştir. Geniş yolları, yeşil alanları, park - bahçeleri, düzenli yerleşimi, düzenli ve sağlam altyapısı ile kent Orta Asya şehir planlamacılığının en önemli örneklerinden biridir.

Taşkent, 1 Eylül 1991 tarihinden bu yana Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından bağımsızlığını ilan eden Orta Asya'nın nüfus bakımından en büyük kenti olan Taşkent, dört milyona yaklaşan nüfusuyla Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkeleri arasında Moskova ve Kiev'den sonra üçüncü büyük başkent. Modern bir kent görümünde olan Taşkent'te, birçok tarihi eser de bulunuyor.

Geniş yolları, yeşil alanları, park - bahçeleri, düzenli yerleşimi, düzenli ve sağlam altyapısı ile kent Orta Asya şehir planlamacılığının en önemli örneklerinden biridir.

Her istasyonu farklı mimari biçemlerde yapılmış olan Taşkent metrosu görülmeye değerdir. Orta Asya'da ilk ve tek olan metro 1978 yılında hizmete girmiştir. Üç güzergahta yolcu taşıyan metro, kentin ulaşım yükünü büyük ölçüde yeraltına taşır. Yerüstü taşımacılıkta çevreci nitelikli elektirikli tramvay ve troleybüsler yaygın olmakla birlikte, son yıllarda artan bir eğilimle bazı tramvay hatları sökülmekte, yerlerine otobüs ve minibüsler konulmaktadır.

Çok sayıda tiyatro, konser, sinema salonları ve üniversiteler bulunan Taşkent, Orta Asya'nın kültür başkenti sayılabilir. Şehir Sovyetler Birliği zamanında Orta Asya'nın Paris'i olarak nitelendirilmiştir.

Yüz ölçümü – 256 km2. 1999 yılı rakamlarında göre şehrin nufusu 2,241,000 dir.İdari yapısında 11 ilçe: Bektemir, Mirza Uluğbek, Mirabad, Sergeli, Sabir Rahimov, Üçtepe, Çilanzar, Şeyhantahur, Yunusabad, Yekkeseray, Hamza; 452 mahalle vardır.

Özbekistan ahalisinin %8,2’si Taşkent’te oturuyor. Bunun yanı sıra; Özbekler – 1307,7; Ruslar – 460,6; Tatarlar – 102,2; Koreliler – 49,2; Kazaklar – 46,2; Tacikler – 24,6; Karakalpaklar – 5,6; Türkmenler – 3,0; Kırgızlar – 2,5; diğer millet ve azınlık milletvekilleri – 134,3 bin kişiyi oluşturmaktadır.

13 Cumhuriyet ve 22 şehir derecesindeki Milli Kültürel merkezleri faaliyet göstermektedir.

315 genel okulunda Özbek (163), Rus (53), Özbek,Rus (99) dillerde eğitim verilmektedir.

 Tüm Üniversite ve Enstitülerde eğitim Özbek ve Rus dillerinde gerçekleştirilmektedir.

Özbekistan Milli Üniversitesi ve Taşkent Devlet Cihan Dilleri Üniversitesi’nde Rus Filolojisi Fakültesi, Taşkent Devlet Şarkşınaslık Enstitüsü’nde Türk dili ve edebiyatı uzmanları, Taşkent Devlet Pedogojik Üniversitesi’nde Rus (1935), Kazak (1954), Kore (1997) dili ve edebiyatı uzmanları yetişmektedirler.

“Veçerniy Taşkent” gazetesi Rus dilinde haftada 5 defa 5000 nüshada neşredilmektedir.

11 Cumhuriyet ve 148 şehir derecesindeki dini teşkilat, başlıca  114 mescit faaliyet yürütmektedir. 107 imam (%93,9) Yüksek, 7’si  (%6,1)  orta özel dini eğitim sahibidirler.

36 Hristiyan ve 5 diğer konfessiyona (kuruluşa) mensup dini teşkilat faaliyetini sürdürmektedir. Örneğin, Rus-provaslav kilisesi Taşkent ve Orta Asya Yeparhiyesi, Rum-katolik kilisesi, Yevangel Hıristiyan vaptistlar kilisesi, Tam İncil Hıristiyanları kilisesi, Alman Yevangel-lyuteranlar derneği, Özbekistan Bibliye Cemiyeti, provaslav ve protestant semineriyeleri, Krişnayı anlama derneği, Yahudi ve Bahai cemaaları.

3 İslami-dini eğitim veren müessese mevcuttur. 1971 tarihinde açılan İmam Buhari Taşkent İslam Enstitüsü’nde Bağımsızlık sayesinde ilk defa “Tahfizul Kur’an” (Kur’an ezberletme) Merkezi, “Din esasları ve İslam hukukçuluğu ve tarihi” fakülteleri, dini ve içtimai fenler, yabancı diller kürsüleri açıldı. Bayanların dini okulları için melekeli bayan öğretmenler yetiştirmek amacında bayanlar grubu açıldı.

Nadir tarihi abide – Kökeldaş medresesi binasında 1991 yılından “Kökeldaş” orta özel İslam okulu (Kökeldaş medresesi) faaliyet göstermektedir. 1993 yılında Cumhuriyet tarihinde ilk defa “Hatice-i Kübra” bayanlar medresesi işe başladı.

100’den fazla eski ziyaret yerleri vardır. Hazret-i İmam, Şeyh Havand-ı Tahur, Çarsu külliyeleri, Kökeldaş ve Ebulkasım medreseleri, Hazret-i Ükkaşa (Müy-ı Mübarek), Şeyh Aziz Evliya ve Hoca Ahrar-ı Veli cami mescitleri, Şeyh Zeyniddin Baba ve Mui Halfa Baba makbereleri ve  Yunusabad yolu üzerinde  Taskent_Sehitler hatirasi meydanı önemli ziyaret yerlerindendir.

Halk arasında “Hastimam” adıyla meşhur Hazret-i İmam külliyesi, Müy-i mübarek medreseleri, Tille Şeyh, Namazgâh mescitleri ve diğer binaları içermektedir. Büyük fıkıh bilgini Ebu Bekir Muhammed Kaffal Şaşi (904-976) makberesi ve Barakhan medresesi XVI. Yüzyılda yapılmıştır. XIX. Yüzyılda Tille Şeyh mescidi yapılmıştır. XX. Yüzyılın ortalarına kadar Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tüyünün saklandığı Müy-i mübarek medresesinde (bu yüzden bu adla anılmaktadır) Dini İdarenin kütüphanesi yerleşmiş olup, burada “Hz.Osman Mushafı” bulunmaktadır.Namazgah mescidi binasında 1971 yılından beri Taşkent İslam Enstitüsü faaliyet yürütmektedir.

Şeyhantahur  denilen yer XX.Yüzyılın başlarına dek Taşkent’teki en büyük ziyaret yerlerinden sayılmıştır. Şeyh Havand-ı Tahur türbesi (XIV. Yüzyıl) yanında sonradan 2 küçük oda ve makbere yaptırılmıştır. XV. Yüzyılda Taşkent valisi Yunushan için (vefatı 1497) oğlu Ahmethan (Alaçahan) makbere yaptırmıştır. Şu anda burada Taşkent İslam Üniversitesi bulunmaktadır. 

Özbekistan Diyanet İşleri Başkanlığ’ındakı Hz.Osman Mushaf’ı nüshasını görülmesi teşkil edilmiş.

Diğer, “Yeni şehir”de Emir Timur Müzesi, Mahalli el sanatı Müzesi, Emir Timur Parkı, Halklar Dostluğu Sarayı, Tarih Müzesi görülmeye değer yerlerdendir.

 Meşhur tarihi şahsiyetlerin adıyla bağlı ziyaret yerleri mevcuttur.

Zengi Ata türbesi ve Seyhan Tahur’un kabirleri Taşkent’tedir.

        “Zengi Ata” ziyaret yeri Zengi Ata adıyla meşhur olan tasavvuf vekili Ayhoca bin Taşhoca’nın şerefine Emir Timur tarafından yaptırılmıştır. Sonradan onun yanında Zengi Ata’nın eşi Anber Bibi makberesi (XIV. Yüzyılın sonu – XV. Yüzyılın başı), medrese, mescit bir de minare yaptırılmıştır.

Bostanlık ilçesi, Bağıstan köyündeki Şeyh Ömer Bağıstani türbesi de önemli ziyaret yerlerinden sayılır. XIII. Yüzyılın ünlü tasavvuf nümayandası, Şeyh Havandi Tahur’un babası olan bu büyük zata Bahauddin Nakşibendi de saygı gösterdiği kaydedilmektedir. Türbeye ziyaret XVI. Yüzyıldan başlamıştır. Son yıllarda türbe önünde mescit yapılıp, burayı uygun bir ziyaret yerine dönüştürülmesine yönelik hayırlı işler gerçekleştirilmektedir.

Bunun yanı sıra, “Şamilkari evliya”, “Zarkent ata”, “Şaabdumelik Baba”, “Hocaelsurh Ata”, “Muşuk (Kedi) Ata”, “Hocaksaz Ata”, “Edhem sahabe” ve “Karakuylu Ata” gibi yerler de mübarek ziyaret yerlerindendir.

Özbekistan’ın İslam kültürü ve bilimine, tarihi ve mimari yapıların korunmasına verdiği katkılarından dolayı; Taşkent, 2007'de de İslam Konferansı Örgütü (İKO) bünyesinde yer alan "İslami Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (İSESCO) tarafından 2007'nin "İslam Kültür Başkenti" seçilmişti.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı UNESCO, Kasım 2007'deki Genel Kurul toplantısında, Taşkent'in kuruluşunun 2 bin 200'üncü yıl dönümünün kutlanmasına ilişkin bir karar kabul etmişt. Taşkent'in kuruluşunun 2 bin 200'üncü yıl dönümü kutlamalarının Mayıs 2009'da yapılması törenlerle kutlamaya hazırlanıyor.

Kutlama dolayısıyla kentteki tüm tarihi eserlerin restorasyonu yapılacak. Ayrıca kente yeni görüntü kazandıracak yeni eserlerin imar edilmesi planlanıyor. Bu arada kutlama çerçevesinde Mart 2009'da "Taşkent'in Dünya Uygarlığındaki Rolü" konulu uluslararası bir konferans düzenlenecek.

KAYNAKLAR:

*T.C.Büyükelçiliği Taşkent Basın Müşavirliği

*Özbekistan Ankara Büyükelçiliği Basın Müşavirliği

Özbekistan Klavuzu-Süleyman Merdanoğlu -Nasriddin Muhammadiev - Ankara,1997

*http://www.altinmiras.com

*http://www.turkey.mfa.uz

________________________________________________________________

* Süleyman MERDANOĞLU ( altinmiras-w@tr.net )

Özbekistan Uluslararası Altın Miras ve Emir Timur Vakfı Türkiye Temsilcisi

NOT: www.altinmiras.com  kaynakı gösterilerek alıntı yapılabilir.

 


 
  Bu yazıdan çıktı ver Sayfanın başına git
 

ARAL GÖLÜ VE SU KAYNAKLARI İÇİN ARAYIŞLAR YETERLİMİ ? -4- Süleyman MERDANOĞLU*          Aral Gölü sorunu ile ilgili Taşkent’te düzenlenen konferansta konuşan Şanghay İşbirliği Örgütü Genel Sekreteri; örgütün çevre muhafazası, ekolojik sorunların giderilmesi, su kaynaklarının verimli kullanılmasına gerekli katkıyı sağlamaya hazır olduğunu belirtmektedir.

Özbekistan Tarım ve Su İşleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada; sulama işlerinde kullanılmak üzere 2008 yılı içerisinde Çin’in CNC Machipimpex Şirketinden toplam değeri 8,5 milyon dolar olan 63 adet ekskavatör ve 10 adet buldozer satın alınacağı, Buhara’da pompa tesisinin onarım çalışmalarında kullanılacak 12 milyon dolarlık kredi anlaşmasının OPEC ile Özbekistan Hükümeti arasında imzalandığı açıklanmıştır.

Açıklamaya göre; Namengan’da inşa edilen ve proje değeri 59,8 milyar sum olan Rezaksay Barajı’nın faaliyete geçtiği duyurulmuştur.

Ayrıca; Çin’in CNCEC şirketinin 2008-2011 döneminde Fergana ve Margilan’da içme suyu sisteminin geliştirilmesine yönelik hazırlanan 48,3 milyon dolarlık projeyi gerçekleştireceği, bunun 45 milyon dolarlık bölümünün Çin Eximbank kredisi ile finanse edileceği belirtilmektedir.

Yine bakanlığın açıklamasında; Orta Asya’daki tüm su kaynaklarının, bölge ülkeleri tarafından ortaklaşa hazırlanan Su Temini Şeması çerçevesinde kullanıldığını, bölgede en çok nüfusu bulunan Özbekistan’ın bölgedeki su kaynaklarının %50 den fazlasını tükettiğini, ülkenin su kaynaklarının % 85 ten fazlasının dış kaynaklarla temin edildiğini, Narin-Sırderya ve Amuderya’nın sınır ötesi nehirler statüsü taşıması nedeniyle; bu nehirlerin geçtiği ülkelerin uluslararası normlara uyması gerektiği dile getirildi. Ancak, bugün bölge ülkelerinin su ve enerji kaynaklarına farklı bakış açılarının bulunduğunu vurgulayarak; Kırgızistan’ın Toktogul Barajının faaliyet yönünü tek taraflı olarak değiştirdiğini, sulama amaçlı barajı enerji amaçlı baraja dönüştürmesi üzerine su ve ekoloji sorununun meydana geldiğini, yaz döneminde su kıtlığı sorunu yaşanırken, kış döneminde su kaynaklarının fazla akıtılması nedeniyle ekin alanlarının su altında kaldığını, Kırgızistan’ın tek taraflı kararlarının komşu ülkelere büyük zarar getirdiğini belirtmektedir.

İslam Kalkınma Bankası, Abu Dabi Uluslararası Kalkınma Fonu, OPEC Uluslararası Kalkınma Fonu, Suudi Arabistan Kalkınma Fonu, Arap Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Fonu, Arap Ekonomik Kalkınma Kuveyt Fonu ve Afrika’daki Ekonomik Kalkınma Arap Bankası tarafından kurulan Arap Koordinasyon Kurulu’nun Taşkent toplantısına Özbekistan’ın ilgili kurum yetkililerin de katıldığı; Tarım ve Sulama Bakanlığı’nın sunduğu değerlendirilen 26 ayrı proje içinde; su işleri konusu da vardır.

Su sorunu konusunda görüşlerini aktaran; Cumhurbaşkanı İ.Karimov, su sorununun giderilmesinde bölge ülkelerinin ortak politika yürütmesini, sulama işleri ve mali kaynaklar yönetimi konusunda uluslararası finans kuruluşlarıyla işbirliğinin gelişmesine rağmen, yeterli çalışmaların yapılmadığının görüldüğünü her fırsatta dile getirmektedir. Aral Gölü sorununun uzun geçmişe dayandığını, ancak 20.yüz yılın 60’lı yıllarında yanlış tarım politikasının yürütülmesi ve su kaynaklarının verimli kullanılmaması sonucunda daha hızlı bir şekilde ortaya çıktığını, son 50 yıl içerisinde Aral Gölü su alanının 4 kattan fazla daraldığını, su hacminin ise 10 kat azaldığını, yeni oluşan çölün acımasız bir şekilde yayılmaya başladığını ve bunun tüm Orta Asya bölgesini tehdit ettiğini söylemektedir. Karimov, bugün Aral Gölü sorununun giderilmesi, ekolojik ve demografik sorunlara çözüm getirilmesi amacıyla gerek bölgesel, gerekse uluslararası boyutta çalışmaların yürütüldüğünü, başta su kaynaklarının verimli kullanılması olmak üzere bir takım anlaşmaların imzalandığını vurgulayarak, söz konusu konferans sonuçlarının, dünya kamuoyunun Aral Gölü sorunu ile ilgili bakış açısını değiştirmesine, bölge nüfusu ile bitki ve hayvan dünyasının korunmasına yönelik yeni yöntem ve önlemlerin geliştirilmesi için hizmet edeceğine inandığını belirtmektedir.

__________________________________________________________________

*Süleyman MERDANOĞLU (altinmiras-w@tr.net)

Özbekistan Uluslararası Altın Miras Vakfı Türkiye Temsilcisi

  NOT:www.altinilirmiras.com kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.


 
  Bu yazıdan çıktı ver Sayfanın başına git
 

ARAL GÖLÜ’NÜN BERABERİNDE GETİRDİĞİ ÇEVRE VE SU SORUNU -3-

Süleyman MERDANOĞLU*

Aral Gölü’nün kuruması, bölgeyi iklim değişikliğine sürüklemektedir. Her yıl Aral’ın beyazlaşan kısımlarında milyonlarca ton tuz ve tozun havaya karışarak, hava kirliğine ve büyük bölgelerin toprak temellerinin bozulmasına neden olmaktadır.

Özbekistan, Aral bölgesinde mevcut durumu iyileştirilmesi için çaba harcamaktadır. Hükümet’in su kaynakların verimli kullanımı, su depolama teknolojilerin geniş çaplı uygulamaya konulması, Aral bölgesinde ekosistemin desteklenmesi, bölge nüfusunun sosyal korunması, uluslararası işbirliğine teşvik edilmesi… Gibi, rasyonel politikaların hayata geçirmesi bunun kanıtıdır. Orta Asya Devletleriyle işbirliğinde “Aral’ı Kurtarma Uluslararası Fonu”, “Devletler Arası Koordinasyon Su İşletme Komisyonu” ve diğer kuruluşlar çerçevesinde çeşitli program ve projeleri gerçekleştirilmekte, Dünya ve Asya Kalkınma Bankalarınca desteklemektedir. Özbekistan, bu gibi önde gelen uluslararası finans kuruluşların yaptığı girişimler, Orta Asya’da sosyo-ekonomik güvenliğin ve istikrarın güçlenmesine neden olacaktır.

Özbekistan Hükümeti tarafınca 11-12 Mart 2008 tarihleri arası Taşkent’te düzenlenen Aral sorunları ile ilgili uluslararası konferans katılımcıları, Aral bölgesinde oluşmakta olan durumu kendi gözleriyle görme fırsatına sahip olmuştur. Aral Gölü’ndeki mevcut ekoloji durumu iyileştirilmesine yönelik projelerin hayata geçirilmesinde yabancı ortakların katılımını büyük memnuniyetle karşılamaktadır.

Günümüzde, Amuderya ve Sırderya gibi önemli nehirlerin ortalama yıllık su normunun %70’i aşmayan su ile sağlanan Orta Asya bölgesi oldukça kısıtlı su koşulu altındadır. Bölge nüfusunun %65 tarımsal alanında yaşadığı ve tarım ürünlerin verimliliğine bağlı olduğunu dikkate alınırsa, milyonlarca insanların hayata kalma olanağını ve içecek suyla özellikle ekin sulamaları için gerekli su hacminin sağlanmasını giderek zorlaştırmaktadır.

Özbekistan Tarım ve Sulama Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, 2008 yılı içerisinde toplam değeri yaklaşık 60 milyon dolar olan küçük boyutlu dört hidroelektrik santralinin faaliyetine başlayacağı ve 2008 yılında Özbekistan’da Su Kaynakları Kullanıcıları Kurulunun oluşturulacağını açıklanmıştır.

Özbekistan’ın iklim değişimi ve Kyoto Protokolü çerçevesinde üzerine aldığı yükümlülüklerin yerine getirilmesi kapsamında; Aral Gölü sorunu, Aral Gölü havzasındaki ekolojik ve çevre sorunlarının giderilmesi, Orta Asya’daki su kaynaklarının verimli kullanılması konularına daha çok önem verilmesinin gerekliliği vurgulanmaktadır. Aral Gölü sorununun çözülmesine katkı sağlamak amacıyla; 11-12 Mart 2008 tarihleri arasında Taşkent’te Aral Gölü sorununun insan sağlığına zararları, bölgenin bitki ve hayvan dünyasına olumsuz etkileri ve sorunun çözüm yöntemlerinin değerlendirileceği bir uluslararası konferans düzenlenmiştir.

Dünya Bankası’nın 2008-2010 yılları arasında su işleri sisteminin geliştirilmesi, çevre, belediye hizmetleri kalitesinin yükseltilmesi ve sosyal amaçlı projelerin finansmanında kullanılmak üzere Özbekistan’a 300 milyon dolarlık kredi vermeyi planladığını açıklamıştır.          

2008 yılı başından beri, Özbekistan’ı ziyaret edenlerden; Çin Maliye Bakanı başkanlığında yapılan iş toplantısında, iki ülke arasındaki sulama alanında işbirliğinin artırılması konularının üzerinde durulmuştur.

Tacikistan Dışişleri Bakanının Taşkent’de düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada; Özbekistan ile ilgili sorunlarının yanı sıra, su enerji kaynaklarının kullanımı konusunda düzenli olarak diyalog başlattıklarını söylemektedir.

KAYNAKLAR:

*T.C.Büyükelçiliği Taşkent Basın Müşavirliği

*Özbekistan Ankara Büyükelçiliği Basın Müşavirliği

*http://www.altinmiras.com

*http://www.turkey.mfa.uz/

*http://tr.wikipedia.org/

 _______________________________________________________________

*Süleyman MERDANOĞLU (altinnmiras-w@tr.net)

Özbekistan Uluslararası Altın Miras Vakfı Türkiye Temsilcisi

NOT: Bu yazı www.altinmiras.com  kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.


 
  Bu yazıdan çıktı ver Sayfanın başına git
 

ORTA ASYA’DA ARAL GÖLÜ VE ÇEVRE SORUNLARI-2- 

                                                  Süleyman MERDANOĞLU*

Konumuna ve değerine göre su kaynakları; Aral Gölü etrafında yerleşen ülkelerin çıkarları doğrultusunda su kullanımında stratejik olarak büyük öneme sahiptir.

Geçen yüzyıllarda su kaynaklarının hesapsız kullanımı sonucunda dünyanın en büyük su kaynağı yok olma tehdit ile karşı karşıya gelmiş. Bugüne kadar, hiç kimsenin gözü önünde büyük bir deniz gibi göl yok olmamıştı.

Bu bağlamda, 1960’da Aral denizi alanı %43 azalarak, 40.000 km2 alan kurumuştur. Ayrıca, söz konusu alanın büyük bir kısmı özellikle sülfat olmak üzere tuzlarla kaplanmıştır. Son zamanlar güçlenen kum ve toz rüzgârları sonucunda Tanrı Dağları (Tyanşan) buzluluklarına kadar uzanan bölgelere taşınarak, buz katmanların hızlı erimesine neden olmaktadır. Tuz rüzgârları sonucunda nüfusun büyük kısmı göz ve solum yolu hastalıklarla karşı karşıya gelmiştir. Tam anlamıyla Sirderya nehri güzergâhın da bulunan bölgelerde yaşayan ve 11 yaştan küçük çocukların % 80’i göz ve solum yolu hastalıklarla mücadele etmektedir.

İçme ve arıtma suyunun kronik şekilde yetersiz kalması, kurumuş bölgelerde oluşan tuz ve toz rüzgârları ve diğer ekoloji sorunlar Aral Gölü temelinde dayanarak, sosyal ve insani sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Aral Gölü’nün kuruması, bölge dışında da iklim değişiklerine etkili olmaktadır. Her sene Aral’ın beyazlaşmış kısmından bir milyon ton toz ve tuz kitleleri havaya karışarak, büyük alanların hava ve çevre kirliliğine neden olmaktadır.

Günümüzde,  Amuderya ve Sirderya nehirleri su kullanım ortalama norumları %70’i aşmamasına rağmen Orta Asya bölgesinde su yetersizlik döneminden geçiyor. Bu durum, ihtiyaç duyulan içme ve sulama için gerekli suyun sağlanması imkânsız hala geldi. Aynı zamanda bölge nüfusun % 65’i köy yerleşimde bulunmaktadır ve tarım verimliliği ile doğrudan ilgilidir.

Aral durumunun iyileşmesine yönelik Özbekistan büyük çaba göstermektedir. Özbekistan Hükümeti’nce yürütülen, su kaynaklarının verimli kullanımı, su depolama teknolojilerin geniş çaplı hayata geçirilmesi, Aral ekosisteminin desteklenmesi, bölge nüfusunun sosyal korunmasını güçlendirilmesi, uluslar arası işbirliğine teşvik ve diğer konularda çalışmaları bunu kanıtıdır. Orta Asya ülkeleri ile işbirliğinde, Aral’ı Kurtarma Uluslar arası Vakfı, su ile ilgili uluslar arası koordinasyon komisyonu ve diğer örgütleri çerçevesinde çeşitli program ve projeler düzenlenmiştir.

Bununla beraber, Aral sorununun çözümü için bölge ülkelerin ortak çaba göstermesi ve geniş çaplı uluslar arası toplumunun işbirliğinin sağlanması gerekir.

Özbekistan Cumhuriyeti Hükümeti’nce 11-12 Mart 2008 tarihleri arası Taşkent’te organize edilen Aral sorunu ile ilgili uluslar arası konferans katılımcıları, Aral’da ortaya çıkan durumu kendi gözü ile görebilme fırsatına sahip olmuştur. 

Konferans’ta Aral sorunu ile bir daha uluslar arası toplumun dikkati çekilerek; bölgedeki ekoloji, sosyo-ekonomi durumu iyileştirilmesinde işbirliği yapmaya davet edildi.

Özbek tarafın amacı; Aral Gölü’nün kaderini ve Orta Asya devletleri için küresel iklim değişimi etkisi altında gittikçe azalan su kaynaklarının verimli ve akıllıca kullanılması gerektiğini hatırlatmaktır.

Günümüzde, su düzeyi belli ölçüde azalan ve mineralleşme oranı çoğalmakta olan Aydaro-Arnasay nehir sisteminde su-ekoloji durumu gittikçe zorlaşmaktadır. Aral Gölü’nün kurumasıyla orta çıkan olumsuz etkileri karşılaştırılırsa, sadece Özbekistan için değil Kazakistan için de geçerlidir. Yakın gelecekte, bölgede yeni bir ekoloji kriz alanın oluşumu gerçekleşebilir.

KAYNAKLAR:

*T.C.Büyükelçiliği Taşkent Basın Müşavirliği

*Özbekistan Ankara Büyükelçiliği Basın Müşavirliği

*http://www.altinmiras.com

*http://www.turkey.mfa.uz/

*http://tr.wikipedia.org/

____________________________________________________ 

*Süleyman MERDANOĞLU (altinnmiras-w@tr.net)

Özbekistan Uluslararası Altın Miras Vakfı Türkiye Temsilcisi

NOT: Bu makale www.altinmiras.com kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.


 
  Bu yazıdan çıktı ver Sayfanın başına git
 

KÜRESEL ISINMANIN ÖZBEKİSTAN’DA ETKİLERİ VE SU SORUNU-1-

                                                  Süleyman MERDANOĞLU*

Dünya,  üzerine düşen güneş ışınlarından çok, dünyadan yansıyan güneş ışınlarıyla ısınır. Küresel ısınma; insan tarafından atmosfere verilen gazların sera etkisi ( Işınların bu gazlar tarafından tutulması) yaratması sonucunda, dünya atmosferi ve okyanuslarının ortalama sıcaklıklarında belirlenen artışa verilen isimdir.

Atmosferde bu gazların miktarının artması ısınmayı artırır.

Küresel ısınma, beraberinde küresel iklim değişikliğini de getirir. Bilim adamlarına göre; Asya kıtasında, sıcaklıklar, kuraklık ve seller artacak, besin maddelerinin üretimi, toprak bozulması ve toprakların verimsizleşmesi sebebiyle oldukça azalacak. Dünyanın değişik bölgelerinde ise; yağış miktarında artma, şiddetli kasırgalar ve seller yerleşim bölgelerini olumsuz etkileyecek.

Buna bağlı olarak; öncelikle Orta Asya için çok ciddi bir sorun haline gelmekte olan, su ve hidroenerji olmak üzeri doğal kaynakların akıllıca kullanma zamanıdır.

Sadece Orta Asya bölgesi için geçerli olmaksızın trajik sonuçlara götüren Aral Gölü’nün gittikçe kurumaya başlaması bunun açık bir örneğidir. Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Karimov’un BM Genel Assamblesi 48. Ve 50. oturumlarında yaptığı konuşmalarında, Aral Gölü’ndeki ekoloji afet sorunu küresel karakterini taşıdığını vurgulamıştır.16 Ağustos 2007’de Bişkek’te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü Genel Kurulu toplantısında da; Özbekistan’ın açık konumunu ifade ederek; “Orta Asya nehirlerin sınır boyu su kaynakların kullanımı sorunu, tüm bölgesel ülkelerinde bulunan 50 milyon nüfusun çıkarları dikkate alınarak çözüme kavuşturulmalı,

Sınır boyu nehirlerin gerçekleştirilen herhangi bir eylem, mevcut ekoloji ve bölgedeki su dengesine olumsuz etki göstermeksizin gerçekleştirilmeli,

Su kullanımı ve ekoloji alanında uygulamada olan uluslararası-hukuki tabanı, Orta Asya sınırları boyu nehir kaynaklarının ortak verimli kullanım sistemi oluşturulması temeli olmalıdır,

İlgili tarafların tam anlamıyla bilgilendirilmesi temelinde detaylı bağımsız teknik-ekonomi ve ekoloji denetim koşulu altında hidroteknik inşaatı olmak üzeri trans sınır nehir kaynaklarını kullanımı ile ilgili projelerin hayata geçirilmesinde tüm tarafların hakları ihlal edilmemeli,

İlgili diğer devletlerin çıkarlarına gölge bırakmaksızın ve iki önemli koşulu garanti ederek, yapısal yaklaşım ve hoşgörülü temelinde projelerin gerçekleştirimi yapılmalıdır.

Birincisi – nehir akımın alt sevisinde yerleşen ülkelere akım sevisini azalmasına izin verilmemeli,

İkincisi – Bölgedeki ekoloji güvenliği ihlal edilmemelidir.

Bu nedenle, Orta Asya’da su-enerji dengenin sağlanması ile ilgili tüm konular, karşılıklı anlayış, ikili diyalog ve bölge ülkeleri arası temelinde çözülmelidir. Bu temellerin herhangi bir şekilde ihlali, bölgede tahmin edilmeyecek ekoloji, ekonomi, sosyal ve politik sonuçların doğurmasına neden olur.”demektedir.

Özbekistan’ın konumu, bu alandaki uluslararası hukuk ve kurallara uygun olmakla beraber, gündem sorunlarından yola çıkılmaktadır.

_________________________________________________________ 

­­­­­­­­­­­­­­­­­­*Süleyman MERDANOĞLU (altinmiras-w@tr.net)

Özbekistan Uluslararası Altın Miras Vakfı Türkiye Temsilcisi

NOT: Bu makale www.altinmiras.com kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.


 
  Bu yazıdan çıktı ver Sayfanın başına git
 

ÖZBEKİSTAN’DA 2008 YILI “GENÇLERİN YILI” VE EĞİTİME  VERİLEN  ÖNEM

                                                     Süleyman MERDANOĞLU*

1 Eylül’da 17.Bağımsızlık yılını kutlayan Özbekistan’da; “Eğitime verilen Öneme, Bugünün ve Geleceğin Garantisi” gözü ile bakmaktadır.

Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasından itibaren ülkenin eğitim sisteminin daha da iyileştirilmesi ve dünya standartları derecesine yükseltilmesine yönelik büyük önem verilmektedir. Ülkenin ilk kabul edilen yasalardan biri de “Eğitim Hakkında” kanunu olması tesadüf değildir.

Bağımsız gelişme koşulunda ülke yönetimi tarafınca eğitim ve kadroların hazırlanma sisteminin yapısal reform yapma fikri ortaya atıldı. Özbekistan Devlet Başkanı’nın bu konuyla ilgili yaptığı konuşmalarında; eğitim alanında reform sürecin düzenlenmesi, bugünün ve gelecek yaşamın garantisi, ayrıca bağımsızlığın garantisi olduğunu belirtmiştir.

Yönetmenlik olarak da, ülkede kadroların hazırlanması ile ilgili ve yabancı uzmanlarca “Özbek Eğitim Modeli” diye adlandırılan ulusal programı önerilmiştir. Finansal sıkıntılara rağmen eğitim alanındaki mevcut sorunların kısa bir sürede çözülmesi planlanmıştı.

Yüksek öğrenim sisteminde kadroların hazırlanması ile ilgili ulusal programı kapsamında iki aşamalı eğitim: lisans ve lisansüstü eğitim geçişi ön görülmüştü.

İki aşamalı sistemin hayata geçirilmesi için lisans ve lisansüstü devlet eğitim standartları hazırlandı ve uygulamaya konuldu. Ayrıca önde gelen yurtdışı eğitim ve bilimsel merkezlerinde prof-öğretim özel kadroların hazırlanması yola konuldu.

Lisans eğitimi çerçevesinde 4 öğrenim yılı süresince çeşitli eğitim düzeyli kadrolara ihtiyacı olan iş piyasasına uzmanların %80 yetiştirilmesi hedeflenmiştir. Lisans eğitimin devamı olarak 2 senelik öğrenimi ön gören lisansüstü eğitimi, belli bir alanlarda profesyonel veya bilimsel eğitim konuları irdeleyen uzmanların hazırlanması amaçlanmaktadır.

Eğitim alanında önde gelen yabancı bilim adamı ve uzmanlarınca, kadro hazırlanması ile ilgili ulusal programı dikkatle değerlendirildi. Özellikle UNESCO yöneticileri tarafınca “Kadroların hazırlanması ve sürekli eğitim sistemi ile ilgili ulusal modelinin kusursuz özelliği ve ileriye dönük yönü, insana doğru yönelik olmasıdır” yorumlayarak, Özbekistan’ın gelişmiş nesillerin şekillenmesi yolunda dünya halkına gösterdiği hizmeti vurgulanmaktadır.

Kadroların hazırlanması ile ilgili ulusal programı son 10 senedir başarılı şekilde uygulanmaktadır. Bunun sayesinde ülkenin yüksek öğrenim kuruluşlarında eğitim devamlı şekilde geliştirilmektedir. Günümüzün bilgi çağındaki hızlı adapte olabilecek ve bağımsız bilimsel araştırma sürdürebilecek kişiliğine sahip uzmanların oluşmasına büyük önem verilmektedir.

Özbekistan’da gençlerin bilimsel bilgilerin yükseltilmesi amacıyla lisans ve lisansüstü öğrenim standartları, ayrıca bağımsız eğitim ve bilimsel araştırmaları yapabilen yöntemleri benimseyen dersliklerin yenilenmesi ile ilgili büyük çalışmalar yapılmaktadır. Bu konuda, lisansüstü öğrencilerin bilimsel-eğitim (tez ve mezuniyet çalışmaları) faaliyetlerini yöneten ülkenin Akademi Bilimi alimleri katkı sağlamaktadır. Bunun sayesinde ülkedeki yüksek öğrenim kuruluşlarında, derin ve sağlam bilgiler temelindeki toplum ve ekonomi gelişme koşulunda talepleri karşılayabilecek yeni bir eğitim kalitesine ulaşılmıştır.

Özbekistan Cumhurbaşkanı’nın “Mirza Ulugbek Adlı Ulusal Üniversitesinin 90. Yıldönümü Kutlamaları Hakkındaki kararnamesi, öğrenci öğretim üyeleri ilgisini çekti ve eğitim alanında büyük olay olarak nitelendirilmiştir. Orta Asya’da yüksek öğrenimin ilki olan söz konusu üniversite, ülkede köksel eğitim reform sürecinin lideri konumunu alarak, kadroların hazırlanması ile ilgili ulusal programın hayata geçirilmiştir. Söz konusu kararname, Özbek gençlerin entelektüel ve manevi potansiyeli yükseltilmesi, ayrıca profesyonel uzmanların hazırlanması ile ilgili önemli çalışmayı daha da yüksek düzeylere taşıyacaktır.

Bilindiği gibi, Özbekistan’da 2008 yılı “Gençlerin Yılı” olarak adlandırılmıştır. Ülke liderinin “Gençler – Bugün ve yarının Hal Edici Gücüdür.” sözleri manşet olmuştur.

Eğitim sisteminde reformların başarılı şekilde hayata geçirilmesi, özgür düşünen toplumu oluşturma gibi olumlu sürece doğru götürdü. Bilim, politika ve üretimde önünde net bir hayati hedeflerine sahip genç nüfus gelmektedir. Onlar genel bilgilere sahip olduğu gibi özel bilgilerine de sahiptir. Ulusal ve insani değerlerin önemini iyi anlayarak,  ekonomi ve toplumun demokrasileştirme reform süreçlerine, ayrıca kendi vatanı için büyük ve istikrarlı gelecek kurulmasında kendi katkılarını sağlamaya hazırdır.

__________________________________________________ 

*Süleyman MERDANOĞLU ( altinmiras-w@tr.net )

Özbekistan Uluslararası Altın Miras Vakfı Türkiye Temsilcisi

NOT:Kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.


 
  Bu yazıdan çıktı ver Sayfanın başına git
 

ÖZBEKİSTAN BAĞIMSIZLIĞININ  17. YILINDA YENİ HEDEFLERE DOĞRU

                                                                             Süleyman MERDANOĞLU*

Özbekistan halkı bu yıl bağımsızlığının 17. Yıldönümünü kutlamaktadır. Geçen zorlu gelişmeler geri bakılmıştır. Piyasa ekonomisi ve güçlü bir sivil toplumunu oluşturmaya yönelik ülkede şeffaf demokratik devletin yapılanmasında büyük başarılar elde edildiği söylenebilir.

Özbek Devleti tarihinde ilk defa, 2005 yılında Senato ve Yasam olmak üzeri iki katmanlı parlamento temelinde çok partili sistemi oluşturuldu.

 Günümüzde Özbekistan, ülkenin reform ve modernize etme faal aşamaya geçti. Devlet önünde duran önemli program görevlerinden biri her yönlü politik ve ekonomi ülke yaşamının ileriye dönük demokrasileştirme ve liberalleştirmesi, devlet ve toplum oluşturulması, bağımsız yargı, insan özgülüğü ve hakları korunma sistemlerin güçlendirilmesi, vatandaşların politik ve ekonomi katılımı, sivil toplumunun şekillendirilmesidir.

Yapılan en önemli reform sonucunda, son yıllarda ülke ekonomi büyümesi istikrara kavuştu. Son beş yılda her sene GSYİH büyüme hızı yüzde 7’den fazla olmuştur. 2007 ve 2008’in ilk yarısında yüzde 9 olmuştur.

Özbekistan’ın istikrarlı ekonomi büyümesi, dünya petrol ve doğal gaz fiyatları yükseldiği dönemde doğal kaynaklarının sürekli elde edilmesi sonucunda olmaksızın piyasa reform süreçlerin planlı, ayrıca ekonomide derin yapısal değişimler, sektör el ve üretim tesislerin teknik donatılması, yeni rekabet ve ihracat edebilir üretim tesislerin oluşturulması, küçük ve özel işletmelerin geliştirilmesi sonucudur.

Bu bağlamda, 1991’de küçük ve orta işletme payına düşün GSYİH yüzde 1’i oluşturduğu dönemde, 2008’de işbu gösterge yüzde 40’dan fazla olmuştur. Bu ise Özbek toplumunda ilk defa güçlü bir orta sınıfın (demokratik reform süreçlerin derinleşmesi ve ülkenin istikrarlı gelişme yolunda nüfusun politik faal katılımı) oluşmasına neden olmuştur.

Özbekistan’da yabancı ve yerel yatırımcılar için elverişli yatırım ortamı yaratılmıştır. Bağımsızlık dönemleri çerçevesinde, 25 Milyar Amerikan Dolarlık kısmı yabancı yatırımcılar olmak üzeri toplam 100 Milyar Amerikan Dolardan fazla miktarda sermaye ülke ekonomisine katkı sağlamıştır.

Özellikle ithalatı belli ölçüde arkada bırakarak, 1,5 kat büyüme sağlayan ihracat olmak üzeri ülke dış ticaret büyümesi istikrarlı şekilde gittiği gözlenmektedir. Bu ise dış ticaret hacmine olumlu yansımasına ve ülkenin altın döviz rezervlerin yükselmesine neden olmaktadır.

Özbekistan, kendi-kendini doyurabilir bir ülkedir. Bağımsızlığın ilk dönemlerinde özellikle buğday olmak üzeri gıda ve enerji alanlarında bağımsızlığını edinme yolunda ilerleme başladı. Bağımsız olmadan önce Özbekistan’da yıllık 300-400 bin ton buğday üretildiyse, bu sene devamında 6 Milyon ton fazla üretim sağlamıştır.

Ülkenin gelişmesi hakkında söz ederken, devlet bütçesinin yüzde 51 kısmı tıbbi hizmet ve eğitim olmak üzeri sosyal ihtiyaçlar için kullanıldığını vurgulamak gerekir. Özbekistan nüfusunun yüzde 64’nü 30 yaşa olan gençlerden oluştuğunu dikkate alarak, ülkenin modernize edilmesi ve çağdaş demokratik toplumun yaratılması gibi konulara rahatça çözüm sağlayabilecek kadroların hazırlanmasına temel olarak büyük önem vermektedir.

Böylece, GSYİH üzerinde eğitim harcamaları yüzde 12’den fazladır. Bu dünya deneyimlerinde ise yüzde 3-5’i geçmemektedir. Kendine özgü hedefi ve içeriğine sahip olan ve sürekli eğitim sistemi oluşturan kadroların hazırlanması ile ilgili Ulusal Programı 10 senedir ülkede uygulanmaktadır.

Devlet’in eğitim programları çerçevesinde son yıllarda 1140 akademik lise ve profesyonel kolejler inşaa edilerek, 4680 genel eğitim okulların yeniden tamiri işlemleri yapıldı. Ayrıca eğitim kurumların çağdaş küresel bilgi iletişim sistemi Internet ağına bağlanması ile ilgili çalışmalar yapılmaktadır. Bu bağlamda, son 3 senede Özbekistan’da İnternet ağı hizmetini alan kullanıcılar sayısı 3 kat yükselerek, 2 milyon kişiden fazla olmuştur (2007’de 1,7 Milyon, 2006’da – 855 bin, 2005’te – 675 bin).

Hukuki bir devlet oluşturulmasında önemli öğesi olan yargı-Hukuk sisteminin reformu ve liberalleştirilmesi gibi kavram hayata geçirilmektedir. Mahkemenin hapis cezası vermesine izin vermeyen normumlar büyük ölçüde genişledi.

1 Ocak 2008’den itibaren Özbekistan’da idam cezası kaldırılarak, yerine insan öldürme ve terörizm cinayetlerine uygulanacak müebbet hapis cezası hayata geçirildi. Bahsi geçen ceza, kadın ve 18 yaştan küçük çocuklara, ayrıca 60 yaştan büyük yaşlılara uygulanmamaktadır.

1 Ocak 2008’den itibaren mahkemelere gözaltına alma yetkisi verilmesi, yargı öncesi soruşturma aşamasında olan vatandaşları hakları ve yasal çıkarların verimli korunmasını garanti edecek yargı-hukuk düzeneğini belirler.

 Cumhurbaşkanın kararnamesine göre Temmuz 2008 tarihinde Özbekistan’da bağımsız yargı sisteminin demokrasileştirmesi ve liberalleştirmesi ile ilgili araştırma merkezi oluşturuldu.

 Ülkede insan hakları ile ilgili ulusal enstitü sistemi oluşturuldu ve faal işlev göstermektedir. Vatandaşların hakları ve özgürlüğü korunması bağlamında insan ticareti ile mücadele konusuna öncelikli olarak önem verilmektedir. Bu kapsamda, Özbekistan Parlamentosu tarafınca bu sene BM Anlaşması’nın 15.11.2000’deki  tranz uluslararası örgütlü suçlarla mücadeleye ek olarak “Özelikle kadın ve çocuklar olmak üzeri insan ticareti uyarılması ve cezalandırılması” ile ilgili protokol ve “İnsan Ticaretiyle Mücadele” kanunu kabul edildi.

Ülkede sivil toplumun gelişmesi devlet politikası haline getirildi. Özbekistan’da 5 binden fazla devlet ve ticari olmayan kuruluşların özgürce gelişmesini sağlayacak, hukuki alt yapı oluşturuldu.

Özetle, toplum yaşamının tüm alanlarında yapılan reform süreçlerinde elde edinen başarılar, ülkenin büyük ekonomi, uluşım-iletişim, kaynak ve insan potansiyeline dayanarak gelişen demokratik toplumun oluşturulma hedefleri çerçevesinde yeni atılımlara emin adımlarla ilerlemeyi sağlar.

KAYNAK:

*Özbekistan Ankara Büyükelçiliği Basın Müşavirliği

________________________________________________________________________

*Süleyman MERDANOĞLU (altinmiras-w@tr.net)

Özbekistan Uluslararası Altın Miras ve Emir Timur Vakfı Türkiye Temsilcisi

NOT: Bu makale www.altinmiras.com kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.


 
  Bu yazıdan çıktı ver Sayfanın başına git
 

 ORTA ASYA MÜSLÜMANLARI İDARESİNİN KURULUŞU

                                                       Süleyman MERDANOĞLU*

Özbekistan Müslümanları İdaresi kuruluşu 65 yılını doldurdu. Ancak, ta dinsiz Sovyetler döneminde Müslümanların Orta Asya’daki yegâne merkezi olan Dini İdare için bu yıllar kolay geçmedi.

Sovyet Hükümeti diğer dinlerin yanı sıra İslam’a da biraz serbestlik vermesini müteakip, 1943 yılının sonbaharında Orta Asya’daki beş komşu cumhuriyet Müslümanlarının dini idaresini kurmak teşebbüsü ortaya konuldu. Özbekistan Hükümeti bu teklifi makbul görüp, kurulu onayladı. Özbekistan’dan Şeyh İşan Babahan bin Abdülmecit Han, Kazakistan’dan Şeyh Abdulgaffar Şemsuddin, Tacikistan’dan Şeyh Salih Babakalan, Kırgızistan’dan Alimhan Tora Şakir, Türkmenistan’dan Şeyh Kina İşan gibi âlimler komisyon üyeleri oldular.

Ziyavuddin bin İşan Babahan’ın yetkili sekreter olduğu tesis komitesinin yoğun hazırlık çalışmalarından sonra beş cumhuriyet Müslümanlarından 160 vekilin katıldığı Kurultay 20 Ekim 1943 tarihinde Taşkent’te işe başladı. Kurultayda Orta Asya ve Kazakistan Müslümanları Dini İdaresi teşkil edildi, onun 11 kişilik komisyon ile 5 kişiden oluşan teftiş komisyonu seçildi.

Din İdaresi Reisliğine oy birliğiyle İşan Babahan bin Abdülmecidhan seçildi ve bu zata beş ittifak Cumhuriyetin Müftüsü denilen âli unvan verildi. Reis yardımcısı olarak Murat Hoca Salih’i, mesul kâtip olarak Ziyavuddin bin İşan Babahan seçildiler.

Kurultay, bu bölgedeki beş Cumhuriyete kadı başkanlığında Dini İdarenin temsilciliklerini açmaya karar verdi. Ziyavuddin bin İşan Babahan (Özbekistan), Abdülgaffar Şemsuddin (Kazakistan), Salih Babakelan (Tacikistan), Alimhan tora Şakir (Kırgızistan), Kina İşan (Türkmenistan) kadı olarak tayın edildiler.

Kurultayda Dini İdarenin tüzüğü da kabul edilip, onda şu görevler belirlendi:

Özbekistan,  Kazakistan, Tacikistan, Türkmenistan Cumhuriyetleri içinde yerleşen resmi dini dernekler vasıtasıyla dini işler ve merasimleri yönetmek,

Dindarlar arasında İslam dini esasları hakkında öğütler vermek,

Dini merasimlere ait bazı karışık ve ihtilaflı problemleri çözmek, onları imam-hatipler kanalıyla Müslümanlara anlatmak,

Müslümanları vatanperverlik, dostluk, biraderlik, doğruluk, adalet, çalışkanlık ve kanunlara saygı gösterici ruhta eğitmek,

Din adamları arasında bidat ve zararlı örf adetlere karşı mücadele,

Yukarıda arz edilen konulara ilişkin fetvalar çıkarmak,

Dini yayınlar (Kur’an, takvim, dergi...) yayınlamak,

Yabancı Müslüman kurumlarla ilişki kurmak, yabancı din kardeşleri beş Cumhuriyet Müslümanlarının dini ve dünyasal hayatlarıyla tanıştırmak.

Dini İdare bölgede; kadılık, mescit ve medreseler açma, tecrübeli uzmanlar yetiştirme, dini edebiyatları yayınlama gibi işleri hızlandırdı. Mescitler işi hakkında nizam çıkarıldı. İslami abideleri onarma ve tamir etme işleri başlatıldı. 1945 yılında Müslümanlar İşan Babahan önderliğinde ilk defa Hac seferine gittiler. Yabancı İslam ülkeleriyle karşılıklı ilişkiler başlatıldı.

__________________________________________________________________

*Süleyman MERDANOĞLU (altinmiras-w@tr.net)

Özbekistan Uluslararası Altın Miras Vakfı Türkiye Temsilcisi

NOT:Bu makale www.altinmiras.com kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.


 
  Bu yazıdan çıktı ver Sayfanın başına git
 


                           ÖZBEKİSTAN’DA NEVRUZ BAYRAMI                 

                                                         Süleyman MERDANOĞLU
                                                                  
altinmiras-w@tr.net

Nevruz bayramı en eski bir halk bayramıdır. Farsça bir kelime olan Nevruz, yeni gün anlamına gelir. Nevruz, güneşin koç burcuna girdiği güne, Miladi 22 Mart'a ve Rumi 9 Mart'a rastlamaktadır. Nevruz, `Göktürkler`in Ergenekon`dan çıkışı`` ve ``12 Hayvanlı Türk Takvimi`n de yeni yılın başlangıcı`` olarak 5 bin yıldan bugüne kadar kutlanmaktadır.
Nevruz,  İranlıların yılbaşı olarak da kabul ettikleri bir gündür.
Nevruz, Dünyadaki birçok toplulukta farklı inanışlarla çeşitli adlar altında şenliklerle kutlandığı da görülür.
Tarihi kaynaklarımızda Nevruz hakkında pek çok bilgi bulunmaktadır.
Bu halk bayramı, tabiatın uyanışı, kuşların geri gelişi ve ekin ekme zamanı anlamına gelir, 21 Mart günü  bahar gününün gecesiyle gündüzü denk olduğu zamana rastlar. Nevruz Bayramı hakkında  Türk Büyüklerinden Abu Rayhon Beruniy (973-1048)  "Qadimgi xalqlardan qolgan yodgorliklar" eserinde, Mahmud Qoshg'ariy (XI.Yüzyıl) ise "Devonu lug'otit turk" “Divanü Lügat'ı- Türk“eserinde çok önemli bilgiler vermektedir. Türk kültürü açısından gayet mühim bilgileri ihtiva eden Divanü Lügat'ı- Türk' te de, bu bayram sevincinin ifadesi olan dörtlükler yer almaktadır .Ömer Hayyam (1048-1131) alim, şair, filozof sıfatıyla bu bayram hakkında "Navro'znoma" adlı kitabı vardır. Buna benzer eserleri olanlar, Nevruz hakkında edebi düşünce, malumat verişleri önem arz eder.
Bu günün yeni yıl olarak kabulü meselesini Nizamü 'l-mülk (1017-1091), Selçuklu devlet hayatına mal etmiş, vergileri bu günün birinci günü toplatmıştır.
Türk-İslam klasiklerinden biri olarak kabul ettiğimiz Yusuf Has Hacib'in (1017-1077) Kutadgu Bilig adlı eserinde, oldukça canlı tabi at tasvirleri yapılarak baharın gelişi, ağaçların yeşiller giymesi, tabiatın al ve kızıl renklerle süslenmesi en güzel şekilde anlatılmaktadır.
Özbekistan'da Nevruz'a; Navruz, Navro’z, "Nevbahar" (Yeni Bahar) da denir.
Nevruz, Özbekistan'da da çok eskiden beri kutlanmaktadır. Bir zamanlar Türkistan’da hüküm süren Makedonyalı Aleksandır, Araplar, Moğollar... sonrada Ruslar  Nevruz’u tüm baskı ve yasaklamalara rağmen engelleyememişlerdir. Ancak komünizmin 70 yıllık hâkimiyeti döneminde, dar bir çevrede, köylü, çiftçi ve zanaatçılar tarafından bir aile bayramı olarak kutlanabilmişti. Asılardır Özbek halkının ruhuna yerleşmiş olan örf-adetler, gelenek-göreneklerden bir olan Nevruz Bayramı da sıkı takiple yasaklanmıştır.
Özbekistan’ın bağımsızlığından evvel; İmam Buhari (810-870) gibi büyük İslam aliminin mezarına kimyasal  atıkların saklama deposu olarak kullanılması gibi, insanın tüyünü ürperten manzaralar görülmüştür. Yine  o yıllarda İmam Tirmizi ( 824-892) kabri dikenli tellerle çevrilmişti.
İmam Maturidi (870-944) hazretlerinin defin etilmiş kabri ise tahrip edilip; üstüne o civarda yaşayan halk için evler inşa edilmişti.
Umumi basın vasıtalarında, kitaplarda Nevruz kelimesini kullanmak siyasi hata olarak kabul edilmişti.
1986 yıllarda <manavı ve maddi tedbirler>  adıyla çıkan kitap  da; bir tek nevruz kelimesi bulunduğu için tüm kitapçılardan,  okul kütüphanelerden  toplanmıştı.
Nevruz bayramının adı komünizm rejimi tarafından değiştirilip <nevbahar bayramı> diye yazıldı.
Ama her şeye rağmen eski ve milli bayram olan Nevruz kutlamalarını yok etme teşebbüsleri halka  unutturmaya çalışılmışsa da; halk tarafından kabul görmemiştir.
Sen bizi bağışla ey, Nevruzumuz,
Bilmezliğe battı o gün gözümüz.
Yüzüne bir tokat patlatı verdik,
Pişmanlık içindeyiz şimdi kendimiz.
                                    (Özbek şairi Abdulla Aripov)
Nevruz; evvelden beri olduğu gibi şimdi de, Bağımsız Özbekistan’da; güzelliktir, sevinçtir, emektir, gençliktir, saygıdır, sevgidir, barıştır, umuttur, berekettir, ziyarettir, ziyafettir... Mutluluktur, bahar bayramıdır.
Özbekistan 1 Eylül 1991 yılından itibaren bağımsız olduktan sonra Nevruz Bayramı milli bayram olarak kabul edilerek, o gün resmi tatil olarak ilan edilmiştir. Bugün Özbekistan’da nevruz bayramı bütün canlılığıyla yaşamakta ve yaşatılmaktadır.
Adetlere göre, her evde yemekler pişirilir ve bu bayramın meşhur tatlısı sumelek (sumalak) hazırlanır. Sumelek sadece Nevruza özgü bir yemektir.Özel olarak filizlendirilmiş buğday, arpa, darı gibi hububatlardan yapılan karışıma altı çeşit madde daha eklenerek büyük kazanlarda yapılan sumelek, törene katılanlara dağıtılır.
İnsanlar kadın-erkek, zengin-fakir, yaşlı-genç demeden aynı kazandan sumelek yerler. Aynı ateşten atlarlar. Dargınlar barışır. Eşitlik, dostluk, paylaşma Nevruz Bayramının temelini oluşturur.
Nevruz da; ölmüş yakınlarının ruhu için Kur'an okunur. Kabirlerin üstünü ve çevresini temizlerler. Oturdukları evleri onarırlar ve temizlerler. Mahalle komiteleri kültürel faaliyetler, oyun ve eğlenceler düzenlerler. Şairler, şiir şölenleri düzenler, yaşlılar sohbetler yaparlar.
Halk, bu Nevruz eğlencelerine "Seyil Eğlenceleri" adını verir ve Seyil Yerleri dönme dolaplar, çalgıcılar, beççeler, seyyar satıcılarla dolar. Nevruzun birinci günü, halk çadır çadır gezerek birbirlerinin bayramını kutlar. Bu ziyaretler sırasında ikram edilen yemek, "" adı verilen pilavdır. Ayrıca çay ve çeşitli meyveler de sunulur. İkramların yanı sıra, Köpkari, güreş, at yarışları ve horoz dövüşleri gibi spor gösterileri düzenlenir, Nevruz kutlamalarından esinlenmiş tiyatro eserleri sahnelenir.
Bayramda sonrası ise bahçe bostan hazırlığı, ekin ekmeye başlarlar ve çok eskiden bazı örf- adetler vardı. Tarlaya, bağa ve bahçeye gitmeden evvel öküzlerin boynuzu ve boyunları yağlanıyordu. İlk tohumu yere mahallenin en yaşlı ve itibarlı kişisi ekiyordu.
Önceleri Özbekistan’ın tarım ürünleri ve  her bahar ayında olduğu gibi  bayram pazarları kurulurdu ve gelenek halen devam etmektedir.
Nevruz, Özbekistan'da genellikle bir hafta sürer. Nevruz bayramında insanlar arasındaki düşmanlıklar ortadan kalkar, dostluk tohumları filizlenir ve kuvvetlenir. Halk kırlara, tepelere, dağ eteklerine gezmeye çıkar. Özbekistan'da anneler kızlarını ve gelinlerini yanlarına alıp türlü meyve ve sebzeli yemekler hazırlayıp sofralar bezerler. Kazan dolusu yemekler pişirirler. Bu âdete "kazan doldu" denir ve "rızkımız dolu olsun" dileğine bağlanır.
Nevruz, milli birliğin ve beraberliğin vesilesidir.
Nevruz Özbekistan’da dostluk içinde tüm halkın birleşmesi kardeşlik bayramına dönüşmüştür.
Özbek, Tacik, Kazak, Kırgız, Türkmen ve Azeri halkları Nevruz nedeniyle birbirilerini tanır, bu ortak kültürü yaşatırlar.
Bu günlerde doğanlara, Özbek ve Tacikler, bu adları kendi çocuklarına verirler. "Nevruz" ismi erkek çocuklara, "Nevbahar" ve "Baharay" isimleri ise kız çocuklara verilir.
Tiyatrolaştırılmış  renge renk gösteriler Nevruz Bayramı’nın geçmiş ve adetlerini yaşatır.
Günümüzde Özbekistan’da Nevruz kutlamaları, eski kutlamalarının yasaklandığı yılların öcünü alırcasına eşi görülmemiş  görkemli bir şekilde kutlanmaktadır. Bir başkadır Özbekistan’da Nevruz.
Bir zamanlar geri planlarda itilmiş  ve unutulmaya yüz tutmuş olan  dünyada tabiatın, insanlarda ümitlerin yeşerdiği  ve Özbek halkının da kendi kültür kimliğini, kişiliğini, benliğini, hüviyetini yeniden bulduğu NEVRUZ BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN.
_____________________________________________________________
*Özbekistan Uluslararası Altın Miras Vakfı Ankara Bölümü Başkanı

NOT:Bu makale www.altinmiras.com kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.


 
  Bu yazıdan çıktı ver Sayfanın başına git
 

    ÖZBEKİSTAN’DA  DEVLET VE TOPLUM DA KADININ YERİ
 
                                                      Süleyman MERDANOĞLU*
                                                             
altinmiras-w@tr.net
 
Özbekistan tarihinde kadının önemli bir yeri vardır. Günümüzde de; bu önemini kaybetmeden korumaktadır.
Özbekistan edebiyatı, kültürü ve  sanatında kadınlar da dikkat çekmektedir. Bunlardan Zebunisa (1639-1706), Uvaysiy (1779 -1845), Nadire (1792-1842), Anbar Otin (1870-1915) ve geçtiğimiz günlerde Taşkent’de heykeli dikilen ünlü Özbek şair ve yazar Zülfiya (1915-1996) ilk akla gelenlerdir.
Hadiste denilir  ki:”Bilmen gerekir ki, kadın ve erkek her Müslüman için ilim öğrenimi farzdır.
1417 yılında Mirza Ulugbek tarafından Buhara’da kurulan medresenin girişinde şu sözler yazılıdır.”bilgiye yönelmek her Müslüman kadın ve erkeğin kutsal borcudur.”
Özbekistan Cumhuriyeti Anayasasının 46.Md. de “Kadın ve erkekler eşit haklara sahip olacaktır “ denmektedir.
Sadece bu birkaç örnek bile, Müslüman bir ülke olan Özbekistan’da kadına verilen değeri ve erkeklerle eşitliğini göstermektedir.
Özbekistan’da kadınların toplum-politik faaliyetlerine katılımı, o¬nların eşit haklara sahip olma konusunda önemli bir unsurdur.
1991 yılı Özbekistan’ın bağımsızlığından sonra, çoğu diğer İslam ülkelerin de olmayan Özbek kadınlarının lehine  önemli gelişmeler olmuştur.
 
8 Mart Kadınlar Günü Özbekistan’da da  kutlanmaktadır.
 
Ülkede  en saygın kadınlar teşkilatı konumundaki “Özbekistan Kadınları Komitesi” faaliyetini sürdürmektedir. Komite’nin 3 Milyondan fazla kurumsal ve bireysel üyesi mevcuttur.
1995 tarihinden itibaren aile, annelik ve çocuk sosyal koruma konularıyla ilgilenen Başbakan Yardımcılığı görevi tesis edilmiştir.
Özbekistan Kadınları Komitesi, kadınların durumunu iyileştirme, kadının rolünü yükseltme, toplum ve ailede kadınların statüsü, o¬nların sosyal, ekonomik ve manevi menfaatlerini korumak amacıyla hukuk sisteminin geliştirilmesine yönelik devlet politikalarının uygulamaya konulması ile ilgili çalışmaları yürütmektedir.

Söz konusu komite, kadın kadro kaynakları hazırlanması ve istihdama kadınların teşvik edilmesi, kadınların mevcut durum analizi, toplumun sosyo-ekonomik yönden gelişmesinde kadınların katılım düzeyi, çalışma koşulu, ailede moral ortamı, ayrıca mülk şekline bakılmaksızın işletme, kurum ve teşkilatlarda kadınların sosyal korunma düzeyi ile ilgili konularda çalışma yürüterek, ihtiyaç duyan kadınlara hukuki, psikolojik, maddi ve manevi destek sağlamaktadır.
 
Son yıllarda Özbekistan’da kadın statüsünün yükseltilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi ile ilgili ulusal düzenlemeler oluşturuldu. Kadın hareketinin gelişmesi ve potansiyel kadın gücünü önemsemek için hukuki konularda sağlıklı planlar hazırlandı.
Özbekistan’da kadın hareketinin önemli gelişme aşaması, devlet bünyesinde olmayan kadın kurumlarının oluşturulması oldu. Devlet bünyesinde olan ve olmayan sektörler arasındaki ortaklık, kadın sorunları ile ilgili konuların amaca uygun olarak ele alınma ve çözülme oranını yükselti. Günümüzde, devlet bünyesinde olmayan tüm kadın kurumları tarafından “Mehr” (“Merhamet”) birliği oluşturuldu ve uluslararası kadın hareketinde tek konuma sahip oldu.
Kadınlar Komitesi ile Yüksek ve Orta Mahsus Eğitim Bakanlığı işbirliğinde düzenlenen toplantılarda, bilimsel alanlarda kadın bilim adamlarının teşvik edilmesi ve rolünün artırılması kadına yönelik benzeri konular ele alınmaktadır. Başbakan Yardımcılarından Bayan  Svetlana İnamov’un da hazır bulunduğu bu yıl yapılan bir toplantıda, doktora öncesi çalışma tezini savunanların %y33’ü, doktora unvanı alanların %16’sı ve bilimsel araştırma görevlilerinin % 37’sinin kadınlar olduğu açıklanmıştır.
Senato Dış Politika Komisyonu ile Kadınlar Komitesi işbirliğinde yeni düzenlenen “Kadın, Devlet ve Toplum””başlıklı yuvarlak masa toplantısında, siyasi, ekonomik ve sosyal yaşamda kadınların rolünün artırılması, kadın haklarının korunması, kadın girişimcilerin desteklenmesi ve kadın haklarının ihlal edilmesinin önlenmesinde sivil toplum kuruluşlarının önemi ile ilgili konular değerlendirilmiştir.
Yasama Meclisi üyelerinin %18, Senato üyelerinin ise %15’inin kadınlardan oluştuğu, küçük boyutlu işletmeler arasında ise %23 olduğu belirtilmiştir.
Bugün Özbekistan Parlamentosunun Yasama katmanına 21 kadın milletvekili seçildi. Bu toplam milletvekili oranının %17,5’ini oluşturmaktadır.
 
Uluslararası ilişkilerin pekiştirilmesi ve ülke kadın hareketinin uluslararası bütünleşmeye büyük önem verilmektedir. Kadınlar Komitesi ve devlet bünyesinde olmayan kadın kurum vekilleri birçok uluslararası görüşme ve sempozyuma faal olarak iştirak etmektedir. Kadın hareketi BM Teşkilatı ve o¬nun kurumları ve Özbekistan’da akredite edilmiş diğer uluslararası kurumlar ile faal ortak çalışmaları yürütmektedir.
Özbekistan’da kadınlara yönelik küçük düşürücü tüm davranış şekillerinin ortadan kaldırılması, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ile ilgili BM Teşkilatı, Pekin Platformu, kadın hakları ve menfaatleri kapmasında diğer uluslararası belgelerin uygulanması ile ilgili eylem planının hayata geçirilmesi konusunda çalışmalar yapılmaktadır.
CEDAW koşullarının yerine getirilmesi kapsamında Özbekistan raporunda ele alınan sonuçlara göre kadınları aşağılayıcı tüm davranış şekillerinin ortadan kaldırılması ile ilgili komitenin önerileri uygulaması hakkında ulusal eylem planı hazırlandı ve hayata geçirilme süreci devam etmektedir.
Özbekistan 2004’te CEDAW koşullarının yerine getirilmesi ile ilgili ikinci raporunu komiteye sundu.
Özbekistan Kadınlar Komitesi, insan hakları konusunda Ali Meclisi (parlamento) tarafından yetki verilen enstitü ile işbirliğinde kadın hakları ile ilgili uluslararası ve ulusal belgelerin uygulanmasını denetleyen bir izleme grubu oluşturdu. Kadınlar Komitesi tarafından, Özbekistan Cumhuriyeti nüfusunun sağlık ve hakların korunması hakkında yasa tasarısı hazırlandı.
2006 yılının başında Özbekistan’da yapılan yasal düzenlemelerin 80’den fazlası kadın hakları ve özgürlüğü ile doğrudan ilgilidir.
Özbekistan’da kadınların durumunun iyileştirilmesi ve rolünün yükseltilmesi konusunda ve Bakanlar Kurulu tarafından o¬naylanan ulusal platformdaki eylem planı uygulamaya konulmuştur.
 
Son zamanlarda Özbek kadınlarının uluslar arası toplantılarına katılımları artmıştır. Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen 3.Uluslararası Kadın İşadamları Toplantısı’na katılan Başbakan Yardımcısı Svetlana İnamova, Özbekistan'ın ekonomik potansiyeli, Cumhurbaşkanı Karimov’un önderliğinde yürütülen ekonomik ve sosyal reformlar, kadın işadamlarının teşvik edilmesi ve desteklenmesine yönelik çalışmalar hakkında bilgi vermiştir.
 
Kuala Lumpur’da İslam Konferansı Teşkilatı tarafından düzenlenen “Karar Alma Süreçlerinde Kadının Rolü””başlıklı uluslararası konferansta Özbekistan’ı Başbakan Yardımcısı Bayan S. İnamova başkanlığındaki bir heyet temsil etmiştir.
 
23 Aralık 2007 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimine Özbekistan ve Orta Asya ülkeleri tarihinde ilk kadın olarak; bir partinin genel başkanının Cumhurbaşkanlığı için aday gösterebilmesi, ülkede kadın haklarına verilen önemin göstergelerinden biridir.

1 Ocak 2008 tarihinden itibaren ülkede idam cezası tamamen kaldırılmasında; idam cezasının ömür boyu hapis cezasıyla değiştirildiği, ömür boyu hapis cezasının sadece kasten adam öldürme ve terör suçlarını işleyenler için uygulanacağı, ömür boyu hapis cezasının kadınlara, 18 yaşını doldurmayanlara uygulanmayacağı kadın olanlara tanınan bir ayrıcalıktır.

2008 Ocak ayı sonunda Taşkent’te düzenlenen bir törenle tanıtımı yapılan “Özbekistan’da Kadın ve Erkek””raporunda ülke genelinde 1000 erkeğe 1000 kadın denk geldiği, Taşkent'te 10 erkeğe 9 kadının denk geldiği; göç ile ilgili rakamlara göre, 2000–2005 döneminde yılda 85 bin kadın ve 66 bin erkeğin ülkeye geldiği, 125 bin kadın ve 110 bin erkeğin ülkeden çıktığı; eğitim oranının ülke genelinde % 90'ın üzerinde olduğu; erkeklerin %56,7’si, ülke ekonomisinde kadınların payının %43,3’ünün ekonomik sektörlerde çalıştığı belirtilmektedir.

Özbekistan'da erkek giyiminin dışında; Özbek olan kadınlarında kendilerine özgü giyimleri vardır. Kadınlar, hemen hemen her yerde ipek atlastan yapılmış entarilerini giyerler.
Ülke genelinde kadınlara yönelik çeşitli etkinlikler yapılmaktadır. Bağımsızlık yılı kutlamalarında kadınların gösterileri büyüleyicidir.

Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te Kasım 2006 tarihinde ilk defa düzenlenen moda haftası kapsamında sergilenen Özbek kadınlarının geleneksel giysileri izleyicilerin ilgi odağı olmuştur.
 
Özbekistan’da iki evliliğe resmen bir izin yoktur. İmam nikâhıyla ikinci bir hanımla evlenenler de bulunmaktadır.
Özbekistan’da resmi nikâhtan sonra, dini nikâh kızın evinde bir din adami
 çağırılarak kıyılır.
_________________________________________________________
*Süleyman MERDANOĞLU-Özbekistan Uluslararası Altın Miras Vakfı Ankara Bölümü Başkanı
 
NOT: Bu makale www.altinmiras.com kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.

 


 
  Bu yazıdan çıktı ver Sayfanın başına git
 
 

Bu kategoride toplam 19 adet içerik bulundu.
Kayıtlar 2 sayfada listelendi. 1. sayfayı izliyorsunuz.
SAYFALAR » [1] [2]


Geri Dön
2010© AltınMiras.com