Hava Durumu
Anlık
Yarın
7° 3°
ENVER PAŞA- Hakan BOZ- İlyas KARA

Devlet-i Aliye’nin Türkistan’a ve bu coğrafyadaki soydaşlarına olan ilgisi bugünkü büyük ve hür Türkistan ideallerinin ilk nüvelerini oluşturur. Bu ideallerin gerçekleşmesi üzerine en fazla gayret sarf edenlerin başında Şehit-i Ala ve Gazi-i Namdar Enver Paşa gelir.

Enver Paşa’nın, 13 Eylül 1921 günü Bakü’den başlayan “Kızılelma Yürüyüşü”nün ilk durağı Buhara olur. Paşa, Türkistan’a ayak basar basmaz, Buhara’da Zeki Velidi Bey’e “Bu ülkede Türklük benim kanlarım üzerinde yeşerecek” der ve nihayetinde İmparatorluğun son başkomutanı, imparatorluğun ilk anayurdunda şehit düşer.

Çalışmamızı bu kısmında Türkistan’daki Osmanlı askerlerinin faaliyetleri, Teşkilat-ı Mahsusa’nın Türkistan’daki Misyonu ve Enver Paşa’nın Türkistan Özgürlük Mücadelesine Etkileri meselelerini irdeleyeceğiz.

Türkistan’da Osmanlı Askerleri

Türkistan ile yürüttüğümüz münasebetlerimiz 1991’de SSCB’nin dağılmasıyla açığa çıktığını sandığımız soydaş ülkelerle olan temaslarımız ile değil muhtelif vesilelerle ve birbirini izleyen dört devrede gelişmiştir.

Bu temaslardan ilki Doğu Türkistan’da Hokand Hanlığı’na bağlı olarak kurulan müstakil Türk Devleti’nin reisi Yakup Han’a Rus istilasından kurtulmak ve teşkilatlanmak için Sultan Abdülaziz Han’ın gönderdiği öğretmen ve askerler vasıtasıyla gerçekleşmiş; Yakup Han da buna mukabil Sultan Abdülaziz adına para bastırıp, hutbe okutmak suretiyle bağlılık ve hürmetlerini bildirmişti.

Sultan Abdülaziz devrinden sonra Türkistan ile yeniden doğrudan temas İttihat ve Terakki yönetimi devrinde Türkistan’a Osmanlı askeri gönderilmesiyle gerçekleşmiştir. Bu dönemde Türk Ocakları, Türkistan’a öğretmen yollamış ve Osmanlı’ya Türkistan’dan öğrenci kabulünü sağlamıştır.

Osmanlı askerleri Türkistan’a üçüncü defa Enver Paşa’nın Harbiye Nazırlığı’nın ilk günlerinde Teşkilat-ı Mahsusa vesilesiyle gönderilmiştir.

Dördüncü grup ise I.Cihan Harbinde Kafkas Cephesinde Ruslara esir düşen Osmanlı zabitleridir.

Mart 1917 Rus İhtilali üzerine, Sibirya’dan Türkistan’ın her tarafına dağılan, Türkistanlı milliyetçiler ile Osmanlı zabitlerinin, en kalabalık bulundukları yer Taşkent’ti, Osmanlı zabitleri Türkistan’da şiddetli bir hürriyet havasının esmesinde mühim rol oynadılar. Taşkent’te toplu milli hareketler meydana getirdiler; gizli teşkilatlar kurdular.

Türkistan’daki Osmanlı askerleri Rus vahşiliği ve emperyalizmine karşı Türkistanlı Türkleri önce askeri bakımdan eğiterek, düzenli birlikler haline getirmeye çalıştılar. Bunun yanında, mahalli kuva-yi milliye hareketinin Türkistan’ın istiklali gibi güzide bir mefkure etrafında toplanmasında gayret gösterdiler. İttihad-ı Türk, İttihad-ı Usul-u Cedid adı verilen cemiyetler bünyesinde mektepler açtılar.

Teşkilat-ı Mahsusa’nın Türkistan Misyonu

Enver Paşa, Teşkilat-ı Mahsusa’yı kurduktan sonra faaliyet programını da bizzat kendisi hazırladı. Propaganda, anayurt Türkistan Türklüğü ile Asya Müslümanlığı arasından doğrudan temas kurulması hedefleniyordu. Buna göre Hindistan ve Türkistan’a Teşkilat-ı Mahsusa misyonerlerinden bir grup komitacı gönderilecek ve bu beldelerde Rusya-İngiltere aleyhine isyanlar çıkartılacaktı.

Paşa, bu programı hazırladıktan sonra Kuşçubaşı Eşref’i çağırtarak, Türkistan ve Hindistan’a gönderilecek fedai grubu hakkında fikir teatisinde bulunurlar. 23 Şubat 1914’te yapılan bu görüşmede şu kararlar alınır:

"1) Bir fedai grubu, Hindistan üzerinden Türk Ana-vatanına geçecekti.

2)  Bilhassa Rusya'nın boyunduruğu altında ezilen Türk Ana­vatanında, Moskoflara karşı millî ayaklanmalar tertip edilecekti.

3)  Bu faaliyet sırasında, her meskûn mahalde Türkçülük ülkü­sünü benimsemiş, fertlerden topluluklara doğru yayılan hücre teşki­lâtı yapılacaktı. İlk hazırlıklar, Türk Ana-vatanına en yakın yer­lerdeki resmî sefaret ve konsolosluklarımız, Teşkilât-ı Mahsusa'ya mensup değerli elemanlarla takviye edilerek, yakınlaştığı görülen bir dünya harbinde, hâdiselerin gelişmesinden Türkçülük bakımdan temin edilecek faydaların heder olmasına mani olunacaktı. Bu dev­rede Türk Ocaklarından da istifade edilerek geniş ve tatminkâr bir harsî faaliyete geçilecekti.

4)  İlk teşebbüs bir deneme mahiyetinde yapılacak, sayıca az, fakat iş başarma ve kudret bakımdan mutlak güvenilir bir kadro ile işe girişilecekti. Öncüleri, bizzat Eşref Bey götürecekti. Bu teşebbü­sün ilk yolcuları, kendilerini bu millî yol uğrunda feda edilmiş te­lâkki edeceklerdi."

Teşkilat-ı Mahsusa’nın ikinci reisi olan Kuşçubaşı Eşref, Teşkilatın fikri yönünü hatıralarında şöyle anlatır:

"Enver Paşa Osmanlı Devletinin bekası ve kurtuluşu için, o günkü imparatorluğu terkib eden

ve Türkden gayrı unsurların da bir ve tek gaye uğrunda toplanmalarının ifadesi olan İttihad-ı Ana­sırı (devletin hudutları içinde yaşayan muhtelif unsurların birliğini) tahakkuk ettirmeye çalışan haricî ve dahilî siyasete müzahir olmak­la beraber, sömürgeleri üzerinde büyük İslâm topluluklarının yaşa­dığı İngiltere ve Fransa'yı, Osmanlı devletine karşı düşmanca hare­ketlerden ve bilhassa Rusya ile ittifaktan alıkoymak için, aynı za­manda mefkuresi olan Rus çarlığının yıkılarak, istiklâl ve hürriyetlerine kavuşacak Orta Asya, yâni Anavatan Türklüğü ile maddî manevî bağları birer dev­let hakikati haline getirilmiş Pan-Türkizmi (yâni Turan'ın coğrafî sınırları içindeki bütün dünya Türklüğünün birliğini) hakikatleştirmek gibi, ilk bakışta birbirinden tamamen ayrı gözüken, fakat aslında üçüncü ve asıl emel için vasıta ve köprü olan ilk ikisini de benimsemiş intibaını veren siyaseti tercih ediyor, bu emelin tahak­kuku için de şahsen makamına bağlı bir gizli 'teşkilât' kuruyor­du."

Enver Paşa’nın Türkistan Özgürlük Mücadelesine Etkileri

Baymirza Hayit, şahadetinin ardından Paşa için şu ibareleri kullanır: “ Enver Paşa’nın Türkistan milli mücadelesinde aktif olarak savaş meydanlarında boy göstermesi, Türkistan tarihinde de Türklük dünyasında  da eşine rastlanmayan büyük bir hadisedir. Türkistan milli mücadelesine yeni ufuklar ve yeni ümitler kazandıran Enver Paşa, mücahit liderleri için büyük bir meşale olmuştur. Başka bir Türk ülkesinde doğmuş, Osmanlı Devleti ordularının başkumandanı ve nihayet Osmanlı Devleti’nin savunma bakanı olmuş bir şahsiyetin, askeri yönden bir mağlubiyete düşmüş olsa da, Türkistan’da yaptığı faaliyetten dolayı gurur duyması takdire şayandır.

Doğudaki Müslüman halkların kurtuluşu uğruna Bolşevik propagandasından etkilenen Enver Paşa, Moskova tarafından kendi şahsiyetinin istismar edildiğini fark edince, Türklük dünyası için bir ölçü olarak gördüğü Türkistan’ın kaderine dair acı tecrübeler ediniyordu. Büyük bir vakar ve haysiyet ile Türkistan’ı Rusya’dan kurtarma görevini üstleniyordu. Özgürlük mücadelesinin bütün liderleri, İbrahim Bek gibi birkaç kişi hariç, ona karşı saygı duyuyorlardı. Savaş tecrübesi olan, dünyaca tanınmış bir şahsiyetin, Türkistan’da askeri malzemenin yetersizliğine rağmen, mücahitlerin Ruslara karşı sürdürdükleri savaşta başkumandanlık görevini üstlenmesi, Türkistan milli mücadelesi için büyük bir gurur vesilesi olmuştu.

Enver Paşa Türkistan’da ve Buhara’da birçok mağlubiyet almış, fakat hiçbir zaman ümitsizliğe düşmemiş, ne yazık ki Sovyetlerin istihbarat biriminin kalleşliğine kurban gitmiştir. Onun ölümünü görenler, kurşunlar ona isabet ettiğinde atından yere düşerken ‘Allah’  diye bağırdığını ifade ederler. Kuzey Kafkasya’nı eski savunma bakanı Ali Kantemir Enver Paşa’nın Türkistan için önemi hakkında haklı olarak şunları yazmaktadır: ‘ Türkiye’de onun hakkında ne düşünülürse düşünülsün, Enver Paşa her Türkistanlı tarafından saygıyla anılır.’   Türkistanlılar onu çok sevmiş ve saymışlardır. Enver Paşa yabancı bir ülkede değil, kendi anavatanında, kardeş vatanda, Türkler ve Türklük için ölmüştür.

Enver Paşa 42 yıllık hayatının 10 ayını Türkistan’da, Türkistan’ın gelecekte bağımsızlığına kavuşması inancı ile, özgürlük mücadelecilerinin birliğini sağlama çabası ile ve hiç yorulma bilmeyen savaş azmi ile yaşamıştır.”

Ali Bademci de Enver Paşa’nın Türkistan milli mücadelesinde bir ümit, Rusların korkulu rüyası olduğunu, onun ölümüyle mücahitlerin başlangıçta büyük bir şok yaşamalarına rağmen, Korbaşılara ayrı bir ümit aşıladığını belirtir. Bademci 1923- 1934 arasını “Yeniden Diriliş” süreci olarak vurgular. Sonuç olarak Basmacılar Enver Paşa’dan sonra hem lojistik destek ve gerekli donanımdan yoksun olmaları, hem de Korbaşılar arasındaki birlik ve bütünlüğün sağlanamaması gibi nedenlerden ötürü başarılı olamamışlar, mücadele bundan sonra yurt dışında sürmüştür. Ama Türkistan halkı Enver Paşa’yı hiç unutmamış, onun şehit olduğu yıl doğan bütün erkek çocuklarına Enver adını vermiş, naşı Türkiye’ye getirilene kadar onun yattığı Çegan tepesi kutsal bir mabet gibi ziyaretçi akınına uğramış, bölge halkı onu mücadelelerinin bir sembolü olarak görmüştür.

Tevfik Fikret’in,

  ─ Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin!

mısrasını hayatı boyunca dilinden düşürmeyen, Cemal Kutay’ın, “Analar çocuklarının kulaklarına onun adını fısıldayacaklardır,” diye nitelediği Enver Paşa hakkındaki çalışmamızı Şevket Süreyya Aydemir’e ait şu ilginç tespitlerle noktalamak istiyoruz:

   ─   Enver Paşa yalnız bir ihtiras adamı mıydı? Yoksa bir hayalperest miydi? (…) Yoksa Napolyon gibi zamanın kendisine tahtlar, taçlar hazırladığına inanan bir zaferler takipçisi miydi?

Ama muhakkak ki bir aksiyon adamıydı. Ve tarih içinde bir büyük misyonu olduğuna inanıyordu.(…) Kumandan olmaktan ziyade teşkilatçı, ama güçlü bir disiplin adamıydı. Fakat İmparatorluk yıkıldıktan sonra, seçtiği yollarda ve yaşadığı serüvenlerde, ölçüsüz ve ataktı. Onu Pamir eteklerindeki gelişmelerde, karşı tarafın silahlarından ziyade, jeopolitik şartlarla, çağın gelişmeleri ve hiç tanımadığı bir ülkenin sosyal çarkları yendi…

Ama bütün bunlar yadırganabilir mi? Hayır! Orta Asya Makedonyalı İskender’in bile bir şeyler aradığı uçsuz bucaksız talih deneme sahasıdır. Tarihe nice cihangirler vermiştir. Fakat Enver Paşa bu topraklarda talihini teraziye koyduğu zaman, Orta Asya’nın Fatih yetiştirme kudreti artık sona ermişti.

Aşağıda değineceğimiz iki örnek Enver Paşa’nın Türkistan için ne ifade ettiğini ve  önemini net bir şekilde  ortaya koymaktadır  sanırız:

Kuzey Kafkasya Eski Savunma Bakanı Ali Kantemir, Paşa ile ilgili şu cümleyi sarf eder: “Türkiye’de onun hakkında ne düşünülürse düşünülsün, Enver Paşa her Türkistanlı tarafından saygıyla anılır.”   Yeni Türkistan dergisinin ve Tasvir-i Efkar gazetesinin Enver Paşa ile ilgili tespitleri onun Türkistan davası için neler ifade ettiğini çok iyi ortaya koymaktadır:

“ Enver Paşa yabancı bir ülkede değil, kendi anavatanında kardeş vatanda, Türklük ve Türkler için ölmüştür.”

_________________________________________________________________

­­­­­­­­­­­­­­­­­­­Hakan BOZ- İlyas KARA

 

KAYNAKLAR:

Ali Bademci, 1917-1934 Türkistan Milli İstiklal Hareketi Korbaşılar ve Enver Paşa(1), Ötüken Neşriyat, s.46

Ali Bademci, a.g.e., s.48

Cemal Kutay, Ana-Vatan'da Son Beş Osmanlı Türk'ü, İstanbul: Ta­rih Yayınları, 1962, s. 32.

Cemal Kutay, Birinci Dünya Harbinde Teşkilat-I Mahsusa ve Hayber’de Türk Cengi, İstanbul, s.37-38

Baymirza Hayit, (1997), “Basmacılar” Türkistan Milli Mücadele Tarihi (1917- 1934), Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara s.223-224

Ali Bademci, Türkistan ve Enver Paşa, s. 412

Ahat Andican, (2003), Cedidizmden Bağımsızlığa Hariçte Türkistan Mücadelesi, İstanbul, s. 157

Ahmet Cebeci, (1975), “Türkistan’da Basmacılık (Milli Kurtuluş Hareketi) II”, Töre Dergisi, Ankara, Sayı 49, s. 33

Hüsamettin Ertürk, (1996), İki Devrin Perde Arkası, Sebil Yayınevi, İstanbul, s. 170

Cemal Kutay, Enver Paşa Lenin’e Karşı, s. 92

Aydemir, Şevket Süreyya(2006), Makedonya’dan Orta Asya’ya Enver Paşa, Remzi Kitabevi,  İstanbul, c.3, s. 688

Tasvir-i Efkar Gazetesi, 27.12.1941

Yeni Türkistan(1931), İstanbul, Sayı.32, s.9

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
3522 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Saat
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.83695.8603
Euro6.54196.5681