Hava Durumu
Anlık
Yarın
17° 26° 13°
DOĞUMUNUN 577 YILINDA ALİ ŞİR NEVAİ - Süleyman MERDANOĞLU *

Dil reformcusu, devlet adamı, yaşadığı çağı aşmış ünlü  bir şairdir Ali Şir Nevai. Ali Şir Nevai’nin öyküsü 9 Şubat 1441’de Herat’ta (Afganistan) başlar. Başkent Herat, o tarihlerde Türk tarihinde sayılı kültür merkezlerinden biri olmuştur. Ünlü Türk şair ve ilim adamı Ali Şir Nevai burada yetişmiştir Oldukça soylu ve kültürlü bir aileden gelen Nevai’nin babası Kiçkine (Köçkene) Bahadır (Kişkine Bahşi) olarak da bilinen Gıyaseddin Kiçkine’dir. Horasan Hükümdarı Ebü’l, Kasım Babur’un en sadık adamalarından olan babası 1447 yılında baş gösteren bir iç karışıklık yüzünden ailesiyle Irak’a gider. Nevai, henüz 6 yaşında ve doğduğu yerlerden ayrıdır.

     Yolculuk esnasında, belki de ona ileride yazmayı sevdirecek olan Zafername’nin yazarı Şerafettin Ali Yezdi ile tanışır. Bu karşılaşmayı daha sonra Mecalisün Nefais adlı yapıtında anlatacaktır. Nihayet, 5 yıl sonra, yani 1452’de Nevai’nin ve ailesinin duyduğu yurt özlemi biter ve babası yeniden Ebü-l Kasım Babür’ün hizmetine girer. Ama ne yazık ki bir süre sonra babasını kaybeder. Bunun üzerine Nevai’nin eğitimini Ebü’l, Kasım üstlenir. Nevai ve kardeşi, Kasım’ın torunu şiir ve şaire değer veren hükümdar Hüseyin Baykara ile birlikte eğitim alırlar. İşte hayat boyu sürecek dostluğun temelleri bu dönemde atılır ve güçlenir. Duygulu, halkına ve doğduğu topraklara son derece bağlı olan Nevai, şiir yazmaya, işte bu gençlik yıllarında başlar.

       1469 yılında Hüseyin Baykara, Herat’tı ele geçirince, duyarlılığı kadar devlet işleri hakkında görüşleri, bilinçli davranışlarıyla da kendini belli eden Nevai, kısa sürede Mühürdarlığa, oradan da vezirliğe, sonunda da Divan Beyliği’ne kadar yükselir.

       Artık Horasan Hükümdarılığı’nın aranan ve sevilen siması olmuştur. Elindeki bu siyasi gücü sanat ve şiir sevgisiyle birleştirmiş, molla Camii, Devletşah, Vasifi gibi sanatçı ve bilim adamlarını da çevresinde toplayarak Herat’tı sanat merkezi haline getirir. Ama ne yazık ki, Nevai ile Hüseyin Baykara’nın dosluğunu uygun görmeyen saray entrikacılarının etkisiyle Nevai, görevinden ve özellikle de çok sevdiği Herat’tan ikinci kez ayrı düşer ve 1487’de Esterebad’a vali olarak gönderilir. Üç yıl süren bu görev, Nevai’yi oldukça incitmiş ama Baykara ile olan dostluğunu bozamamıştır. 1490’da Baykara’nın nedimi olan Nevai, Baykara’nın kendi oğullarıyla taht yüzünden anlaşmazlığa düştüğü günlerde, Lisan üt Tayr, Muhakemetü’l- Lügateyn, Mahbub ül-Kulüb gibi en önemli eserlerini yazar. Yazınsal açıdan en verimli çağına geldiği 1500’de yaşadığı sıkıntıların ve siyasal yükünün altında sağlığını iyice kaybetmiştir. Nihayet, 31 Aralık 1501’da Nevai, Baykara’nın Esterebad seferi dönüşü için hazırlanan törende can yoldaşı, kökeltaşını (Kankardeşini) beklerken geçirdiği kalp krizi sonucunda yine o çok sevdiği toprağı Herat’ta, hayata gözlerini yumar.

      Ali Şir Nevai, sadece yaşadığı dönemin ve Çağatay Edebiyatı’nın değil, günümüze değin uzanan, Orta Asya ve Türk edebiyatının en önemli şairlerinden biriydi. Ölümünün ardından geride üç yüz yetmiş kadar onartılmış ve yaptırılmış mimari eser ve otuz kadar da ölümsüz ebedi eser bıraktı. Kültürlü, duygulu, dürüs ve insancıl karakterinin de etkisiyle Nevai, günümüze kadar uzanan bir ekol olmuştur. Onun ardından yetişen pek çok şair, Nevai’nin yazı özelliklerinden esinlenerek ürünler vermeye çalıştılar. Nevai’nin yazıları ve dili Türk edebiyatında da son derece etkili olmuştur. Örneğin 1872 yılında Mahbübül-Kulüb isimli eseri, Türkçe’ye aktarılarak, Ahmet Vefik Paşa tarafından basılır. O dönemde, eserlerinde kullanıldığı dil, son derece ilgi görür. Bu nedenle ünlü Osmanlı Türk şair ve yazarı Namık Kemal tarafından eleştirilir. Ünlü şair, uzun bir tarihi olan Türk  dilinin Nevai’nin etkisiyle yeniden Çağatay Türlekçesi’ne dönebileceği konusundaki endişelerini Abdülhak Hamid’e yazdığı mektuplarda uzun uzun dile getirmiştir. Peki, Nevai’yi Nevai yapan neydi? Neden hala Türk dünyasında bilinen şairlerden biridir ve neden kütüphaneler, tiyatrolar, caddeler, sokaklar, kullandığı dil ve hatta şehir onun adıyla anılır oldu? Onu Nevai yapan, bıraktığı eserlerden çok, Türkler ve Türkçe hakkında günümüzden yıllarca önce ileri sürdüğü savlardı. Yaşadığı dönemde düşünsel ürün veren kişilerin çoğunluğunun yaptığı gibi Arapça ve Farsça’yı kullanmak üzere öz Türkçe’yi kullanmayı yeğlemiş, Türkçe’nin ve Türklerin üstünlüklerini, diğer dillerle ve soylarla karşılaştırarak anlatmış ve bu düşüncelerini Muhakemeetü’l Lugateyn adlı yapıtında toplamıştır. Bilinen en çarpıcı eserlerinin arasında Hamsesi’nde yer alan Leyla ile Mecnun, Ferhad ile Şirin gibi yapıtlarının dışında, Mecalisü’n-Nefais ve Mizanü’l-Evzan’ı da saymak mümkündür.

       Nevai kendi devrinden 5,5 yüzyıl sonra Türk dünyasını birleştiren Türkçe’nin önemine bu denli dikkat çeken Türk şairidir. Ali Şir Nevai Özbekistan başta olmak üzere halen günümüzde gazelleriyle düğünlerde, her yıl çeşitli etkinlikleriyle anılmakta, Türkiye’deki üniversitelerde adına konferanslar düzenlenmekte, geçtiğimiz yıllarda heykeli Moskova’da, Tokyo’da dikilmekte, gönlümüzde yer almaya devam etmektedir.

________________________________________________________

*Süleyman Merdanoğlu (merdanogluslm@gmail.com)

Özbekistan Uluslararası Altın Miras Vakfı Ankara Bölümü Başkanı

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      215 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Saat
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar4.69954.7183
Euro5.50955.5316