Hava Durumu
Anlık
Yarın
31° 34° 16°
ZAHİREDDİN MUHAMMED BABÜR (14 ŞUBAT 1483 - 26 ARALIK 1530)-Süleyman MERDANOĞLU*
Bu gün 14 Şubat, Zahireddin Muhammed Babür’ün 533. Doğum Yıl Dönümü. Babür Şah,14 Şubat 1483 tarihinde günümüzde Özbekistan sınırları içerisinde yer alan Andican, Fergana'da doğdu. Babası, Timur'un üçüncü oğlu Miran Şah'ın torunlarından Fergana valisi Ömer Şeyh Mirza, annesi ise Cengiz Han'in torunlarından Yunus Han'ın kızı Kutluğ Nigâr Hanım'dır.
Doğduğunda Timur Hanedanı Orta Asya'nın küçük bir bölgesine hükmetmekteydi.
Orta Asya’da giderek artan küçük beylikler ve devlet olamayan hükümdarlıklar halinde varlıklarını devam ettirmekteydiler.
Bu beyliklerden biri olan Fergana Hükümdarlığı da Timur’un torunlarından olan Şeyh Ömer Mirza idaresinde Fergana bölgesinde hüküm sürmekteydi. Şeyh Ömer Mirza, 1504 yılında vefat ettiğinde saltanat varisi olarak büyük oğlu Zahireddin Muhammed Babür saltanat makamına geçti. Timur'un mirasına sahip çıkmaya çalışan Babür, Özbek Hanı Şeybani Han karşısında sürekli mağlup olmaktaydı.
Büyük bir mağlubiyete uğramış olmasına rağmen ümidini kaybetmeyen Babür, Pamir Dağları'na çekilmiş ve yanında bulunan birkaç kişi ile bir Türk kadınının evinde saklanmaktaydı. Bu kadının kardeşi, Timur'la Hindistan seferlerine katılmış ihtiyar bir askerdi ve Hindistan’ın zenginliğini, buraya ait efsaneleri, Hind’in eski tarihini her gece Babür’e anlatıyordu. Tarihe merak saran Babür, atası Timur’un tarihini bularak okumaya başladı. İşte bu dönemde Hindistan’ı zapt etmeyi kara verdi. Bu düşünceyle, Babür; Horasan İllerindeki Türklere haber gönderdi. Kısa bir süre içinde etrafında 20,000 kadar asker toplamaya muvaffak oldu. Bu ordu ile Hindikuş Dağları'nı aşarak, 1508 yılının Eylül ayında ilk defa Hindistan’a sefer düzenledi. Üç ay süren bu seferde Hindistan coğrafyasını tanıdı ve pek çok ganimet elde etti.
Babür İmparatorluğu 1526 yılında Zahireddin Muhammed Babür tarafından Delhi’de kurulmuş, varlığını 1858 yılına kadar devam ettirerek İngiliz sömürgeciliği neticesinde yıkılarak bugünün Hindistan Devletinin alt yapısını teşkil etmiştir.
Babür İmparatorluğu (Hint, Moğol İmparatorluğu), günümüzdeki Hindistan ve çevresi üzerinde kurulmuş ve hüküm sürmüş Türk-Moğol kökenli devlet. Babür Şah tarafından  kurulan ve 17. yüzyılın sonu ile 18. yüzyılın başında imparatorluğun gücünün zirvesinde olduğu dönemde, Hindistan'ın büyük bölümüne hakim olan imparatorluğun nüfusunun o tarihlerde 3,2 milyon kilometre karelik bir bölge üzerinde 110 milyon ila 150 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Babür İmparatorluğu'nun hakimiyet alanı, en geniş olduğu dönemde bugünkü Hindistan, Pakistan, Bangladeş ve Afganistan'ı kapsamaktaydı.
1739 yılında Nadir Şah güçleri tarafından Karnal Savaşı'nda mağlup edilen Babür İmparatorluğu, 18. yüzyılın ortalarından itibaren idari ve ekonomik olarak zayıflamaya başladı.
İngilizlerin sömürgecilik faaliyetleri altında son imparator Bahadır Şah II'ın idari otoritesi giderek azaldı.1858 yılında bir isyan üzerine bölgeye müdahale eden İngilizler 1858'de son Babür İmparatoru Bahadır Şah II'ı tahttan indirip çocuklarını da öldürmüş ve Hindistan'daki Timur hanedanına son vererek, Babür Topraklarını Büyük Britanya İmparatorluğu'na katmışlardır.
1. Dünya Savaşı döneminde;  “1915 yılında Mustafa Kemal İngilizleri yenene kadar Tanrı’yı da İngiliz sanıyordum” diyen Mahatma Gandi ile başlayan bağımsızlık hareketi, 2. Dünya Savaşının sonlarında muvaffakiyetle sonuçlanarak 1948 yılında Bağımsız Hindistan kuruldu.
 
BABÜR ŞAH’IN ÖLÜMÜ, EDEBİ KİŞİLİĞİ VE ESERLERİ
Babür Şah, 1529 yılı şark çıbanı, siyatik, kulak akıntıları, kan tükürme gibi hastalığa yakalanmış, hem de aşırı sıcaklardan iyice dayanılmaz ve konuşamaz hale gelmişti. Henüz hayatta iken saltanatını büyük oğlu Hümayun’a devredeceğini ilan ederek, 26 Aralık 1530'da Agra'da 48 yaşında hayatını kaybetmiştir.
Öldüğünde Agra'ya gömülmüş olan Babür Şah'ın mezarı 1539'da Kabil'e kendi kurduğu Babür Bahçelerine nakledildi. Kabri üzerine torunu Şah Cihan tarafından 1646’da bir türbe inşa edildi. 1842 depreminde zarar gören anıt mezar çeşitli restorasyon çalışmaları ile onarılmıştır.
Babür Şah, ölümünden sonra Hazret-i Firdevs-Mekani ve Hazret- i Giti-Sitani unvanlarıyla anılmıştır.
Babür Şah'ın 1526’da kurduğu devlet 332 sene varlığını sürdürdü.
Babür İmparatorluğu Türkiye Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanlığı Forsuna birer yıldızla işlenen tarihteki 16 Türk devletinden biridir. Aynı zamanda Babür Şah'ın Türkiye'de büstleri vardır ve yanında ona ait olduğu iddia edilen bir bayrak dalgalanmaktadır.
Özbekler de günümüzde Babür'ü kendi ataları olarak kabul ederler. Çünkü Özbekler, Timurlu uygarlığının her açıdan mirasçısı olmuşlardır. Günümüzde Babür'ün heykelleri Özbekistan'da da yükselmektedir. Babür yurdu denilen doğduğu Özbekistan'ın Andican şehrinde Babür'ün heykelinin yanı sıra bu anı parkta Babür'ün temsili mezarı ile birlikte bir de müze bulunmaktadır.
Günümüzde Kırgızistan sınırları içerisinde yer alan Oş şehrinde Süleyman Dağındaki Babür'ün tek odalı köşkü evliya mekanı muamelesi görmektedir. Yerde mihraba yönelik var olan diz izleri inanışa göre Babür'e aittir. Babür'ün Süleyman Dağındaki evine tırmanan yol üzerinde günümüzde çeşitli adetler uygulanmaktadır. Kayadan kaymanın bel rahatsızlığına ve kısırlığa iyi geldiğine, oyuğa el sokup dilenen dileklerin kabul olacağına inanılmaktadır. Babür, Hindistanlı Müslümanlar, Pakistan ve Bangladeş tarafından da benimsenmektedir. Pakistan'ın 2005 yılında ilk denemelerini gerçekleştirdiği seyir füzesine Babür adı verilmiştir. Hindistan'da okullarda öğrenciler, Babür’ü kendi tarihlerinin önemli bir figürü olarak okurlar.
Bilinen  yedi eşi olmuştur. Ayşe Sultan Begüm, Zeynep Sultān Begüm, Maham Begüm, Dildar Begüm, Gülnar Ayça, Gulruh Begüm ve Mubarike Yusufzai.
Aynı zamanda yazar, sanatkâr ve şair olan Zahireddin Muhammed Babür, edebi eserlere önem vermiş, hem kendi yazdığı hem de saray şairlerine yazdırdığı önemli eserlerle Türk Kültür Tarihinde fevkalade bir yer edinmiştir. Hem saray edebiyatında hem de devletin resmi yazışmalarını Arap alfabesi ve Çağatay Türkçesini kullanan Babür, döneminde yazılmış olan edebi eserler, dünya çapındaki pek çok edebiyatçı tarafından birer şaheser olarak görülmüş, tüm zamanların en iyi Türkçe eserleri olarak kabul edilmiştir. 
Sanatı ve sanatçıyı desteklemiş bir kültür adamı olan Babür Şah, Ali Şir Nevâî'den sonra Çağatay edebiyatının en önemli şairi olduğu pek çok ilim adamı tarafından dile getirilmiştir. Babür divanında, Risale-i Vâlidiyye Tercümesi'nin yanı sıra, 119 gazel, 18 mesnevi, 210 rübâi, 50 muamma, 19 kıta, 15 tuyug, 79 matla, 7 masnu şiir, 18 nâtamam gazel, 3 nazm, 16 musarra beyit, 5 müfred, 4 mensur parça yer almaktadır. Ayrıca Farsça olarak kaleme alınmış 2 gazel, 12 rübâi, 8 kıta, 17 matla ve bir mensur parça da divanın içinde mevcuttur. Divanda genel olarak aşk, tabiat, güzellik, sosyal hayat, ahlak ve tasavvuf gibi konularda şiirler yer almaktadır. Divanın beş nüshası bulunmaktadır. Bunlar İstanbul Üniversitesi kütüphanesi, Paris Biblioteque Nationale, Topkapı Sarayı Revan Kitaplığı, İstanbul 100. yıl Atatürk Kitaplığı Muallim Cevdet yazmaları ve Hindistan Nevvab Kütüphanesi'ndedir. Türkiye'de Bilal Yücel tarafından yayına hazırlanmış ve Ankara’da Atatürk Kültür Merkezi Yayınları arasından çıkmıştır.
Babür Şah'ın bir başka eseri Aruz Risâlesi'dir. Adından da anlaşılacağı üzere aruzu anlatan bir eserdir. Risalede beş yüzden fazla vezne yer verilmiştir. Eserin Paris Biblioteque Nationale'deki nüshası Fuad Köprülü tarafından ortaya çıkarılmıştır. Eserin bir diğer nüshası ise Tahran'da 1525 yılında kopyalanmıştır.
Babür Şah'ın bir de Hanefi fıkhına ait ‘Mübeyyen Der Fıkh' isimli bir mesnevisi ve tasavvuf ahlâkına dair Hoca Ahrâr'ın Farsça eserlerinden manzum olarak Türkçeleştirilmiş bir ‘Risâle-i Vâlidiyye'si vardır. Risâle-i Vâlidiyye, Hoca Ubeydullah Ahrar'ın Vâlidiyye adlı Farsça tasavvufi ahlâk risalesinin manzum çevirisidir. Bu eser Babür'ün tasavvufi yönünü ortaya koyan bir eserdir. 243 beyitten oluşan bu eserden sonra Babür'ün tasavvufa yöneldiği söylenir.
Babür Şah'ın en önemli eseri Çağatay Türkçesi ile kaleme aldığı Babürnâme'dir. Babür, bu eserinde çocukluğundan hayatının sonuna kadar bütün hayatını hikâye etmiş, gezip gördüğü yerleri, tanıştığı insanları, kültürleri, coğrafyaları anlatmıştır. Ekber Şah zamanında Çağatay dilinden Farsçaya çevrisi yapılan Babürname, ilerleyen dönemlerde Urduca, İngilizce, Fransızca, Rusça, Japonca başta olmak üzere birçok dile çevrilmiş, 1943-1946 yıllarında kusursuz bir Türkçe çevirisi Rahmeti Arat tarafından yayımlanmıştır.
Babür Şah'ın kendi icadı olan Hatt-ı Baburi ise İslam Hat sanatının yazı üsluplarından biri olmamakla beraber yeni bir alfabedir ve Arap ile Uygur alfabelerinin karışımıdır. Babür Şah'ın devlet adamları ve akrabalarıyla, geliştirdiği bu yazı şekliyle haberleştiği hatta bir de bu harflerle Kur'ân-ı Kerîm yazdırdığı bilinmektedir.
Son derece engin bir kültüre sahip olan Babür, okumaya karşı büyük bir ilgi duymaktaydı. Kendisini unutarak bütün gününü kütüphanelerde geçirebilirdi. Komutanları pek çok zaman bu nedenle ortadan kaybolduğu için endişelenmişlerdir. İyi derecede at binicisi ve avcı olan Babür, iki savaş arasında avlanırken, kimi zaman yollarda şiir yazmak için durur ya da gözlemlerini yazıya dökerdi.
Babür Şah, yakın dostlarıyla sofra sohbetlerinden, çok sevdiği sal gezilerinden, bahçe sefalarından en sıkıntılı zamanlarında bile vazgeçmemiştir.
Hindistan coğrafyasındaki aşırı sıcaklar, değişik coğrafya, muson yağmurları Babür'ün pek hoşuna gitmemiştir. Aklı her zaman Semerkant, Buhara ve Fergana ovasında olsa da yine de bu yeni topraklara ilgiyle yaklaşmıştır. Biruni'den sonra en ayrıntılı Hindistan tasviri onun eserlerinden okunmaktadır. Hindistan'da kullanılan takvimden halkın giysilerine, Hindistan'ın tüm kuşlarını, hayvanlarını, balıklarını, ağaçlarını, bitkilerini ve meyvelerini Babürname'de birer birer anlatmıştır. Doğa ve canlılar onu çok büyülemiştir. Çiçekleri inceleyerek saatler geçiren Babür'ün, haleflerinin bakıp büyütecekleri bahçeleri onun bahçelere olan tutkusuna dayanmaktadır. İçinde onlarca farklı bitki türünün yaşadığı havuzlarla serinletilen yemyeşil büyük bahçeler yaptıran Babür'ün en sevdiği bahçesi Bağ-ı Vefa idi. Babür'ün bahçeleri, Orta Asya - Hint bahçe örneklerinden günümüze kalması açısından çok önemli olup aynı zamanda Babür'ün doğa aşkı, bahçe yapma merakı ve bahçe vakfetme anlayışının günümüzde hala yaşayan örneğidir. Babürname'de 22 bahçenin adı geçmektedir. Bunların bazılarını kendi yaptırmış bazıları ise sevdiği ve ziyaret ettiği bahçelerdir. Bahçelerde mutlaka su olması gerektiğini düşünen Babür, havuzların açılmasına bizzat göz kulak olmuştur. "Sefasız ve intizamsız Hind'de güzel, planlı ve muntazam bahçeler kurduk" diyen Babür, devasa yapılar yerine günlük hayatı kolaylaştıran, ihtiyaçları gideren şehir düzenlemeleri yaptırmıştır.
Bazı şehirlerde camiler inşa ettirmiştir. Babür, Hindistan’da beş yıl gibi kısa bir süre bulunmasına rağmen, yine de birçok eser yaptırmıştır. Panîpat zaferini ebedileştiren Kbil Şah Camii, Sambhal Camii ile Agra Camisi bunlardan bazılarıdır.
Babür İmparatorluğu'nun beşinci imparatoru Şah Cihan'ın saltanatı, imparatorluğun mimarlık ve sanat alanında altın çağıdır. Agra'daki efsanevi Tac Mahal'in yanı sıra pek çok mükemmel eser onun döneminde yapılmıştır.
Babür İmparatorluğunun Hindistan'a en büyük katkısı eşsiz mimarisi olmuştur. Hindistan'daki birçok anıt Babür mimarisinin ince örneklerini temsil etmektedir. Babür mimarisinin en önemli eseri ise Tac Mahal olarak bilinmektedir. Yapımına 1631'de başlanan ve 1652'de tamamlanan, Şah Cihan'ın çok sevdiği eşi Mümtaz Mahal'in ölümü üzerine inşa ettirdiği Tac Mahal başta olmak üzere, Hümayun Türbesi, Agra Kalesi, Lahor Kalesi UNESCO Dünya Mirasları listesinde yer alan Babür İmparatorluğu mimarisinin en önemli örnekleridir. Hindistan'ın birçok şehri ile birlikte, Pakistan, Afganistan ve Bangladeş'de Babür mimarisinden örneklere rastlanmaktadır.
Babür İmparatorluğu'na ait mimari eserlerin en önemli özelliği, hacimce büyük yapılar olmalarıdır. Genel malzeme kullanımı, mermer ve kırmızı kum taşı üzerinedir. Kakmacılık gelişmiş bir süsleme biçimi olmakla beraber kubbe mimarisi de görülmektedir. Alemgir devrinde mimari yönden bir çöküş başlamış olsa da buna rağmen yine de bazı önemli eserler yaptırılmıştır. Bunlar Lahor’daki Padişahî Cami’si ve Delhi kalesindeki Motî Mescit’idir.
KAYNAK:
1-http://www.turktarihim.com
2-https://tr.wikipedia.org
3-Baburnâme (Vekayi.Babur'un Hâtıratı) Zahireddin Muhammed Babür-
Reşit Rahmeti Arat (Türkçeye ercüme)
-------------------------------------------------
*Süleyman MERDANOĞLU (merdanogluslm@gmail.com)
Özbekistan Uluslararası Altın Miras Vakfı Ankara Bölümü Başkanı
  
2391 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Saat
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.68495.7077
Euro6.28036.3054