Hava Durumu
RUSYANIN BÜYÜK TÜRKLERİ:GAYAZ (AYAZ) İSHAKİ - YAZAR, YAYINCI, TOPLUM ADAMI

Tatar yazar Gayaz İshaki geçtiğimiz yüzyılın başında bakın nasıl bir çağrıda bulunuyordu: «…Okuyun, insanlar, okuyun ve düşünün! Ana amacım gerçeği göstermek, sizleri biraz da olsa düşünmeye sevk etmektir…».

Sovyetler döneminde adı uzun yıllar yasakldı idi. Bugün onu, tamamen haklı bir şekilde büyük bir şair olarak kabul ediyorlar. Gerçekten de Gayaz İshaki’nin onlarca romanı, kısa öyküsü, piyesleri, yüzlerce makalesi bulunmaktadır: «Filoloji bilimleri doktoru, Tataristan Bilimler Akademisi Dil, Edebiyat ve Sanat Enstitüsü müdürü Kim Minullin bakın neler anlatıyor: «Enstitüde tekstoloji adı verilen bir bölüm var, 9 kişi çalışıyor. On yıldır Gayaz İshak’ın 15 ciltlik eserlerinin hazırlığı ile uğraşıyorlar. Dahi edebiyatçı, toplum adamı, 1917 devriminden sonra Türkiye de dahil olmak üzere yurt dışında yaşamıştır. Yayınlanacak 3 cilt kaldı. Türk uzmanları ile iyi bağlantılarımız var, bize yardımda bulunuyorlar, çalışanlarımız Türk arşivlerinde ve enstitülerinde çalıştılar. Mesele eserlerinin Arapça ve Latince yayınlanmış olmasından kaynaklanıyor, onun kendine has bir yazı stili var. Metin üzerinde çalışan tekstologların çok hassas bir şekilde çalışmaları gerekiyordu»

Gayaz İshaki ilk hikayesini 17 yaşında iken yazmıştır. 1900 yılında iki eserini daha bitirir. ‘Takkeci Kız’ hikayesi ve ‘Üç Karılı Hayat’ dramı. Bu şekilde hem yazar hem dram ustası olarak adını ilk defa duyurur.

22 yaşındaki İshaki ilk edebi ve dram eserlerinde bilginin ve eğitimin insanı mükemmele götürdüğü, cahilliğin, eğitimsizliğin, genel kabul görmüş ahlak kurallarına uymamanın insan karakterinin ahlaken düşmesine ve bozulmaya götürdüğü düşüncesini işlemiştir. İshaki bu şekilde edebiyattaki ilk adımları aydınanma propagandacısı olarak atar.

Bunu bilinçli olarak yapmaktaydı, çünki kendisi çok iyi bir eğitim almıştı.

Gayaz İshaki 22 şubat 1878’de Dünya’ya geldi. Daha beş yaşında iken otoriter ve eğitimli bir molla olan babası Gilyazetdin Hazrat’ın yönetimi altında okuma ve yazmayı öğrenmişti, ilkokul programını hızlı bir şekilde tamamlamıştı. 12 yaşında iken ebeveynleri oğlanı medreseye verirler, Gayaz artık hem Arapça hem de Persçe din kitaplarını çok iyi anlayabiliyordu.

Türkçe yazılmış edebiyat eserlerine de ilgi duyuyordu, Türk yazarların kısa hikayelerini ve hikayelerini, Türk gazetelerini okuyordu. Ancak sadece edebiyat onu tatmin etmiyordu. Bakın İshaki’nin kendisi o yılları nasıl anlatıyor…

«Tatarların kabul ettikleri üzere yeteri sayıda dini bilim eğitimi alan öğrenci molla olmalıdır. Ben ise bana layık görülen bu görev ile tatmin olmayan biri olarak modern eğitim almaya karar verdim ve o zamanlar başka dini okul öğrencisi şakirdler gibi hiç bir fikir sahibi olmadığım Rusça dilini aktif bir şekilde öğrenmeye başladım. Rusça okumaya tabelaları okuyarak başlamıştım».

Rus dilini daha iyi anlamak isteyen, molla adayı medreseyi terk eder ve 1898 yılında Tatar öğretmenlik okuluna girer, burada değişik öğrenci faaliyetlerine katılır. Bir yıl sonra da ünlü Rus yazar Aleksandr Puşkin’in ‘Yüzbaşı’nın Kızı’ adlı kısa hikayesini Tatarca diline çevirmektedir.

Tanıdıklarından edebiyat çalışmaları için fena paralar ödenmediğini öğrenince 17 yaşındaki genç hayatının ilk hikayesini yazar ve Tatar yayınevlerinden birine gönderir. Ancak yazdığı eseri gönderdikten sonra binlerce şüphe içinde kıvranmaya başlar, korkunç bir hata yaptığını, tam bir aptallık yazdığını düşünmektedir.

Yıllar sonra İshaki bakın neler yazmış: "Hikayenin yayınlanmasından sonra utancımdan Kazan’dan kaçtım. Büyüklerin beni alaya alacaklarından, oho, oğlana bakın, talihsiz şakirdin teki, o da yazar olmuş diyecekler diye kormaktaydım! Ancak tüm beklentilerimin aksine döndüğümde beni başka bir karşılama bekliyordu. Birden ünlü biri olmuştum. İlk başarı bana çok olumlu etki etti ve edebiyat çalışmalarına devam ettim: «Kim Minullin’i dinliyoruz: «Bu Tatar edebiyatının klasiğidir. 20. yy’ın hemen başı, daha 1905 devriminden önce yazılmış çok güzel eserleri vardır. İshaki’den çok az küçük yaşta olan büyük tatar şairi Gabdulla Tukay ona büyük değer verirdi. ‘Züleyha’ adlı dramı devrimden önce yazılmış ve sahnelenmiştir. Bilim insanlarımız bugün İshaki’nin dilini, folklor ile bağlantısını inceliyorlar. İshaki’nin eserlerinde din, yine diğer bir geniş temadır. ‘200 yıl sonra tükeniş (ya da yokoluş)’ adlı kısa hikayesi büyük önem taşır»

Bu eser en çok ses getiren, daha doğrusu İshaki'nin tatarların bir millet olarak yokoluşunu anlatan bir program çalışmasıdır. Bu kitap basıldığında yazar 25 yaşında idi, yazmaya ise daha tatar okulunda okurken, genç yaşlarda başlamıştı.

O yıllarda İshaki Rus kültürü ile ilgileniyordu ve tatar milletinin Rus dünyası ile özellikle de aydın kesimi ile karşılıklı alışveriş ile gelişebileceğine inanıyordu. İshaki tatar milletinin yokoluşunu getiren nedenler konusunda kendi görüşlerini ileri sürmekteydi. Bunlar arasında haksız bir şekilde mollarların üstlendikleri rol, yetersiz eğitim kurumları ve buralarda verilen derslerin faydasızlığı, tatar aydınlarının fakirliği, tatarların Rus okullarında okumak istememeleri sayılabilir.

Peki çıkış nerede? Cevaplardan biri özlü deyiş gibidir: "Eğitim, özgürlüğe ilk adımdır!" İshaki bu sloganı tatar gazetelerinden birini redakte ederken edinmiştir. Ancak bu çok sonraları olmuştur.

‘200 yıl sonra tükeniş’ adlı anti ütopya kısa hikayesi 1903 yılında basılır. 20.yy daha yeni başlamaktadır. Tüm felaketleri, trajedileri, arayışları Gayaz İshaki’nin kaderine aynen yansıyacaktır: «Rusya Bilimler Akademisi Doğu Araştırmaları Enstitüsü baş bilim çalışanı, tarih bilimleri doktoru Robert Landa bakın neler anlatıyor: «1905’de Rusya’da gerçekleşen devrimin başlaması ile Gayaz İshaki aktif bir şekilde gösterilere, köylü protestolarına katılır, makaleler yazar, hatta ‘Şekerdlek’ yani ‘Öğrencilik’ adlı gizli bir örgüt kurar, bu örgüt sonradan Hurriyat adını almıştır. ‘Sabah Yıldızı’ adlı kendi gazetesini çıkarmıştır. Bu dönemlerde onun adı tatar gazetelerine sık sık yansır, o politik çevrelerde kabul görmüş bir lider ve tatar edebiyatı realizm akımının tartışmasız otoritesidir. Sonradan İshaki gibi yolu Türkiye’ye düşen  diğer bir tatar politikacısı Yusuf Akçura, onu ‘halkının ateşli savaşçısı, onun ideallerinin en arı ve fedakar koruyucusu’ olarak adlandırmıştır»

1906 yılında İshaki ilk defa tutuklanır ve devrimci faaliyetlerinden dolayı hapse atılır. Bir yıl sonra ikinci tutuklama gelir ve 3 yıllığına kuzeye sürgün edilir. Ancak İshaki sürgünden kaçmayı başarır, önce Peterburg’a, ardından da Türkiye’ye kaçar. Türkiye’de boş boş oturmaz: Yerel gazetelerde makaleleri yayınlanır, edebiyat sanatı ile uğraşır, tatar diasporası tarafından düzenlenen değişik toplantılara ve etkinliklere katılır burada Türkleri geri kalmışlık ve gelişmeyi istememek konularında eleştirir: «Robert Landa’yı dinliyoruz: «Gayaz İshaki 1911’de Peterburg’a gelir, ancak onu yine takip ederler ve sürgüne gönderirler. Bu sürgünden ancak bir yıl sonra çarlık hanedanı Romanov’ların 300. yıldönümü nedeniyle ilan edilen af sayesinde kurtulur. Ardından yine Peterburg, Moskova ve Kazan’da çalışmaya girişir, ‘İl’ (Ülke) adlı gazeteyi çıkarmaya başlar. Gazete yasaklanır, o da yenisini çıkarır. Yorumak nedir bilmezdi!»

1917’deki şubat devrimi Rusya ümmeti içindeki durumu ve Gayaz İshaki’nin düşüncelerini yine değişime uğratır. Onun için en önemli düşünce milletin birliği ve Povoljye ve Ural müslüman halklarının birliği olur. İshaki tatar halkının ve daha geniş anlamda Rusya’nın Türk-müslüman halklarının birleşmesini hangi prensipler çerçevesinde mümkün görüyordu? İshaki bu prensipleri 1917’de Moskova’da toplanan Rusya Müslümanları Kongresi’nde sunduğu raporda açıklamaktadır. Bu prensipler üç unsur etrafında toplanıyordu: islamizm, demokratizm ve halkın kendi kaderini kendi tayin etme hakkı. İşte Gayaz İshaki’nin devletmeşme yolunda ortak Türk-müslüman platformu oluşturulmasının mümkün olmasını sağlayacak üç ana unsur bunlardı.

İshaki tatar ve başkirlerin kendi otonom devletlerini kurmalarını öngören ulusal harekete katılır. Hatta altı departman halinde Ural-Povoljye Ulusal İdaresi kurulmuştur. Gayaz İshaki bu idarede dışişleri departmanının başındaydı.

Ancak ardından ulusal hareketin bozguna uğratılması, liderlerinin tutuklanması, basımevine el konulması, gazetelerin kapatılması gelir. İshaki kanun dışı kalır ve 1919’da bu sefer tamamıyla Rusya’yı terk eder: «Landa bakın bu konuda neler anlatıyor: «Paris’te, Berlin’de, Varşova’da yaşamıştır. Her yerde konuşmalar, propaganda yapmış, tatar gazeteleri çıkarmış, Mançurya, Almanya ve Türkiye’de politik organizasyonlar kurmuş, Varşova’daki değişik halklardan göçmenleri biraraya getirmiştir. Uzak Doğu’da da faaliyetleri olmuş, burada ulusal Türk göçmenleri komitesini kurmuş, göçmenler arasında Türk kültürünün muhafaza edilmesi adına büyük çalışmalar yapmıştır. Tatar okulları için tek tip eğitim programı düşüncesini öne sürmüş, Mukden’de ‘Ulusal bayrak’ adlı basım organını organize etmiştir. 1919’da İshaki Türkiye’ye yerleşir. 1954 yılında hayatını kaybedene kadar burada yaşamıştır. Öncelikle yazar olarak bilinen Gayaz İshaki politikacı olarak da önemli bir evrim yaşamıştır. 1905’te sosyalist devrimci olan İshaki 1917 şubatından sonra milliyetçi olur. Milliyetçi derken çok uzun zamandır unuttuğumuz anlamı ile demek istiyorum, yani halkının sadık ferdi, halkının özgürlüğü düşüncesine, diğer halklar ile aynı şartlarda uluslararası alanda tanınması düşüncesine bağlı olması anlamında»

İshaki bir keresinde şu satırları yazmıştır: «bir çoklarının en ağır kelimelerle bana kızacaklarını, kafir diyeceklerini biliyorum..» Bugün İshaki’ye kızmıyorlar, eserlerini basıyorlar, tez çalışmalarına esas alıyorlar, inceliyorlar. Bu şahsiyet hakkında bir roman yazılmasına layıktır. Bu maceralı bir eser olurdu, çünkü İshaki’nin hayatında çok sayıda beklenmedik virajlar, maceralar ve zaferler olmuştu.

KAYNAK:http://turkish.ruvr.ru/news/

  
2151 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Saat
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.76495.7880
Euro6.41576.4414