Hava Durumu
Anlık
Yarın
7° 3°
KAŞGARLI MAHMUT’UN “DİVAN-I LÜGAT-İT TÜRK” ESERİNDE ATLA İLGİLİ TERİMLER VE İNANÇLAR Dr. Abdumurad TİLAVOV*

XI. yüzyılın büyük bilim adamı Kaşgarlı Mahmut Divan’ında “il” kelimesini açıklarken şöyle yazmaktadır: “İl bir çeşit attır, çünkü at Türk’ün kanadıdır. Seyise (yani, at bakıcısı, at bilgini) ilbaşı denir. Bu vilayet başkanı demektir.” (1.cilt, s.83)

Biz bu konuşmamızda ceddlerimiz hayatında, kültüründe büyük önem arzeden, ailenin bir ferdi olarak davranılan, “Bir günlük ömrün varsa atın olsun, iki günlük ömrün varsa hatunun olsun”, “At pazarı – baht (mutluluk) pazarı” (Lipets, obraz, batıra, yego konya v tyurko-mongolskom epose. Moskova, 1980. s.85) gibi atasözlerinin meydana gelmesine neden olan atla ilgili terimlerin Kaşgarlı Mahmut tarafından ne kadar incelendiği ve destanlarımızdaki at tipini analiz etmede Kaşgarlı Mahmut’un verdiği bilgilerin öneminden bahsedeceğiz.

“At” terimi Kaşgarlı Mahmut’un Divan’ında asıl anlamında kullanılmaktadır: “Kuş kanadın, er atın – Kuş kanadıyla, erkek atıyla” (Kaşgarlı Mahmut, 1.cilt, s.70). eski Özbek dilindeki abidelerde “at” faal kullanılan bir sözcüktür: “Hublar hayli ara sıra tutmuş rustahez, gayıya maydan içiga çabukun sakrattı at” (HM. 11-47).

Bu terim çu anda kullanılan Özbek edebi dilinde kendi asıl anlamını korumuştur. (Özbek dilinin izahlı lugatı, 1.cilt, s.547) E. B. Sevortyanın belirttiğine göre, at (Türki dillerde at

Bize göre bu terim saf Türkçe kelimedir.

“Yunt” terimi Mani yazıtlarında, bunun yanısıra XI. yüzyıla ait el yazılarında “yund” şeklinde kullanılmıştır. Kaşgarlı Mahmut şöyle yazmaktadır: “Yund eti yıpar – At etinden iyi koku gelir” (3.cilt, s.13). bu terimin Kaşgarlı Mahmut’un sözlüğünde hem ata, hem atların sürüsüne kullandığını müşahada etmekteyiz. Aynı zamanda “Divan”da bu sözcüğün on iki hayvandan oluşan türkice takvimde yedinci hayvan olduğu da hatırlatılmaktadır. “Tercüman” eserinde “yunt” atların sürüsü anlamında kullanılmıştır. Araştırmacı A. Yoki’nin tahminine göre, “yunt” iki heceden oluşmuş olup, moğolca “ondu” – yük atı, korece “junduri”, yani “araba çeken at” sözcüklerinden türemiştir. (Bahtiyar Abduşukurov, Doktora tezi, Taşkent, 1999, s.35)

“Divan”ın 1.cilt 211.sayfasında dile getirilen “qısraq” sözcüğü Özbek Divan edebiyatının seçkin simalarından olan Kutb’un “Hüsrev ve Şirin”, “Kıssası Rabguzi” eserlerinde de dişi at anlamında kullanılmıştır: “Her yılda kelür bir qısraq” (XIII, 14a, 16). Çağatay dilinde bu sözcüğün “qısrak, qısrağ” (RSL, 11, 874) şekilleri mevcut olmuştur.

“Qısraq” sözcüğü iki kısımdan ibaret olup (qısır + ak (aq)), “qısır” kısmı moüolca “keiser” sözcüğünden alınmıştır. Günümüz Özbek edebi dilinde “baytal” (Özbek Dilinin İzahlı Sözlüğü, 1.cilt, s.74) kelimesi kullanılmaktadır. Şunu da belirtmek gerekir ki, Kaşgarlı Mahmut’un “Divan”ında “qısır” kelimesi de “genç baytal (kısrak)” anlamını ifade etmektedir: “Azğır qısır kişnedi – Beygir ve kısrak kişnedi” (1.cilt, s.238).

Yeni doğan at yavrusu anlamındaki “qulun” terimi Kaşgarlı Mahmut’ta atasözlerinden örnek verilirken kullanılır: “Tulum anutsa, qulun bolur, tulum unutsa bolun bolur. – Düşmana silah hazırlayan kimse kulun bulur, silah hazırlamayı unutan kimse esir olur” (1.cilt, s.221).

Bunun yanısıra “tay” terimine açıklık verirken şu atasözünü örnek olarak vermektedir: “Tay atatsa at tınur, oğul atatsa ata tınur – Tay büyürse at dinlenir, oğul büyürse baba dinlenir” (1.cilt, s.214).

“Aygır” terimi Orhun-Yenisey ve “Altın Yaruğ” anıtlarında “adğır” şeklinde geçmektedir: “Bayırqunın aq adğırıq udlığın sıyı urdı – Baykurdan getirilen ak aygırın bacağını çıkarttılar” (D. T., s. 10).

Kaşgarlı Mahmut’un “Divan”ında “azğır”, “ayğır” (1.cilt, s.122) fonetik şekillerine rastlamaktayız: “Qulan quduğqa tuşsa, qurbaqa ayğır bolur” (3.cilt, 134).

Türkçe “Tefsir”de “azğır” şekli verilmektedir: “Fir’avnning azğırı al bısını kördi arsa, daryaqa kirdi” (3, 37). Terim Özbek diline de “ayğır” halinde gelmiştir. “Ayğır” şekli Yusuf Has Hacip’in “Kutadğu Bilig” eserinde “sirius” yıldızının adını bildirmektedir: “yarudı yıldırıq azğır bila” (Bahtiyar Abduşukurov. A.g.e. s.39)

Kaşgarlı Mahmut’un  “Divan-ı Lügat-it türk” eseri halk inançları, onun mahiyeti hakkında bilgi veren ilmi araştırma olarak da değerlidir.

Destanlarımızdaki bazı mitik elemanlar, ceddlerimizin mitik dünyagörüşüyle ilgili bazı epizotlar da “Divan”daki bilgilerden vakıf olduktan sonta ilginç yorumlar yapmamıza imkan sağlamaktadır.

Özbek destanlarında kahraman atının kuyruğunun bağlandığından söz edilmektedir.

Örneğin, “Melle Sevdagar” (Sarışın Tüccar) adlı Özbek halk destanında: “İşte o zaman Avazhan külahını giymiş, atının kuyruğunu bağlamış, üzengiye ayağını basarak, türkü söylemeye başlıyordu” denilmektedir.

“Alpamış” destanının Saidmurad panahoğlu varyantında (baskıya hazırlayan prof. dç. dr. Türe Mirzayev, Taşkent, 1972): “Atını koşturan atının yelesini ve kuyruğunu örer” denilmektedir.

 Kaşgarlı Mahmut eskiden dedelerimiz savaşa çıkmadan önce atlarının kuyruklarının bağladıklarını şu şiir parçasıyla kanıtlamaktadır:

“At kuyruğunu bağladık,

Tanrıya da çağladık.

Üzengi yakladık,

Aldayıp güya çekindik”.

(D. L. T., 1.cilt, s.61)

At kuyruğunu bağlamak Vatan, millet, aile, ar, namus uğruna şehit olmaya hazır olduğunu simgelemiştir.

Değerli bilim adamı Bahaaddin Öğel’in şu fikirleri konuyu daha da aydınlatmaktadır: “At kuyruğu eski Türk inanç ve ananelerinde önemli yer tutmuştur. At yiğidin ikinci nikahlısı sayılmıştır. Bu nedenle savaşa çıkan yiğitler atlarının kuyruklarını keser ve mızraklarının ucuna bağlarlardı. Kuyruğu kesilen at dul sayılırdı...”

Böylece atla ilgili eski bulgularda at resaminin kuyruğunun bağlı halde verilmesinin nedeni de açıklığa kavuşmaktadır.

Günümüzde halkımız arasında yaşamını sürdürmekte olan bazı inançların “Divan”da da rastlanması ilginç tevafuktur.

Özbekistan’ın bazı bölgelerindeki halk arasında “Atın ölüsüne de gövenme, kaçıp gider, at ölse de onun kafa kemiğini bağla” gibi atla ilgili mitik düşünceler mevcut olduğunu müşahade etmiş bulunmaktayız.

Kaşgarlı Mahmut ta aynı bu gibi düşünceleri yansıtan şu atasözünü vermiştir (SAW) vermektedir: “Yung başın yulaplab kelingi – Atın kafasını kaynattıktan sonra yiyeceksin, kaçmaması için önce gemleyip, sonra ye”.

Hülasa olarak şunu söylemek gerekir ki, Kaşgarlı Mahmut’un  “Divan-ı Lügat-it türk” eseri hem dilci, hem edebiyatçı, hem folklorcu, hem tarihçi için bir el kitabı vasfını taşıyan ender eserdir.       

_______________________________________________________________

*Dr. Abdumurad TİLAVOV- Özbekistan Milli Üniversitesi Öğretim üyesi

NOT: www.altinmiras.com  kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.


Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
15055 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Saat
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.83695.8603
Euro6.54196.5681